Browsing Category

Blog

Aklınızda olsun: EHS 12. Madde Avrupa Birliği’ni de bağlıyor!

14 Mart 2016

Avrupa Birliği (AB), Ocak 2011 tarihinde ilk defa blok olarak bir insan hakları sözleşmesine, Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına dair Sözleşme’ye (EHS) taraf oldu. Böylece AB’nin yetki alanına giren konular için engellilik hepten göz önünde bulundurulan bir unsur haline geldi.

Engelli bireyin onurlu biçimde, tam ve etkin olarak toplum içinde yerini alması çabasında kuşkusuz AB’nin rolü var. Üye yirmi sekiz devletin AB’ye devrettiği yetkiler üstünde söz sahibi olmanın yanı sıra, Birlik’in üçüncü ülkeler ile üyelik için adaylık statüsü almış ülkeler üstünde etkisi olduğu şüphesiz. Türkiye’nin hem bir aday ülke olarak hem de Birlik ile ilişkisi olan üçüncü ülke olarak AB’nin EHS’ye taraf olmasından etkilendiğini belirtelim.

“AB’nin EHS’yi onaylamış olması büyük şey. Tüm insan hakları ve engellilik aktivistleri bu gerçeği savunu çalışmalarında kullanmalıdır. Örneğin, eğer Türkiye AB’ye tam üye olmak istiyorsa EHS’ye saygı duymak zorunda. Türkiye-AB ilişkileri söz konusu olduğunda her başlık engelli bireyi içerir, engelliliği ilgilendirir. Savunu çalışmalarınızda her bir konuyu engellilik politikaları ile ilişkilendirin.”

Alicia Martin Diaz

Avrupa Komisyonu Uluslararası İşbirliği ve Kalkınma Birimi B3: İstihdam, Sosyal İçerme, Göç Program Yetkilisi

EHS’yi onaylayan taraflar belli sürelerle Sözleşmeyi uygulamak adına gerçekleştirdiklerini BM Engelli Bireylerin Hakları Komitesi’ne bildirmek zorundadır.

AB bu çerçevede ilk raporunu 2014 Haziran’ında Komite’ye sundu. Bir yıl sonra, 2015 yılının Haziran ayında Komite yazılı sorularla AB’ye cevabını verdi.

Bu soruların baz alındığı karşılıklı bir diyalog içinse taraflar 27 ve 28 Ağustos 2015 tarihinde Cenevre’de bir araya geldi.

Michel Servoz’un liderliğinde AB delegasyonu on sekiz bağımsız uzmandan oluşan Komite’nin sorularını yanıtladı. AB’ye üye devletlerin temsilcileri diyaloğu gözlemci statüsünde izlediler.

2 Ekim 2015 tarihli bir belgeyle, Komite AB’nin sunmuş olduğu rapora dair gözlemlerini ve sorunlu bulduğu alanlara ilişik tavsiyelerini yazılı olarak iletti. AB şimdi bu belgeye uygun olarak mevuzatını, politikalarını ve uygulamalarını gözden geçirip geliştirmekten sorumlu.

Söz edilen tavsiyelerden bir tanesi, EHS’nin 12. maddesine dair. Komite AB’den, hukuki ehliyetini kullanamayan, yani kendi hayatı üstüne kendi kararını alamayan AB vatandaşı engelli bireylerin AB antlaşmaları ve AB mevzuatından doğan tüm hakları kullanmasını sağlamasını bekliyor. AB’nin bu hedefe varmak için gerekli tüm önlemleri almasını salık veriyor.

AB’ye tam üye olmak niyetini gösteren Türkiye için, Türkiye’de engelli bireyin haklarına saygı duyulduğunu görmek isteyen bizler için bu oldukça önemli bir bilgi. Aklınızda olması açısından dikkatinize sunuyoruz.

***

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği

8 Mart 2016

Bugün, 8 Mart 2016 tarihinde, Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına dair Sözleşme’nin  (EHS) Türkiye tarafından imzalanmış ve onaylanmış olduğunu hatırlayalım. EHS’nin Türkiye tarafından onaylanmış olması, hepimizi EHS’yi tanımak, anlamak ve uygulamak açısından sorumlu kılıyor.

EHS engelli bireylerin tam ve etkili biçimde toplumun parçası olmasını hedefler. Engellilik yaşayan bireylerin tüm insan haklarının garanti altına alınıp saygı gösterilmesini sağlayarak, onların  haklarına saygı gösterilmesini teşvik ederek aynı zamanda hak temelli bir kalkınmaya rehber olur.

Engelli kadın ve kız çocuklarının çoklu ayrımcılığa maruz kalıp toplumda daha da geriye itilmeleri olasılığı yüksek. Bu nedenle EHS altıncı maddesiyle kadın ve kız çocuklarının haklarının altını çizip tarafları hukuki olarak bağlıyor. Söz ettiğimiz madde şöyle diyor:

Madde 6
Engelli kadınlar

1. Taraf Devletler, engelli kadınlar ve kızların çeşitli biçimlerde ayrımcılığa maruz kaldıklarını kabul etmektedir ve engelli kadınlar ve kızların bütün insan hakları ve temel özgürlüklerden tam ve eşit biçimde yararlanmalarını sağlamak için bu konuda önlemler alacaklardır.

2. Taraf Devletler, işbu Sözleşme’de belirtilen insan hakları ve temel özgürlükleri kullanmaları ve bunlardan yararlanmalarının teminat altına alınması amacıyla kadınların tam gelişimleri, ilerlemeleri ve yetkin olmalarının sağlanması için bütün gerekli önlemleri alacaklardır.

Türkiye ve vatandaşları olarak bizler yukarıdaki maddeyle bağlıyız. Bu bilgi ışığında, Engelli Kadın Derneği’nin Sabancı Vakfı Hibe Programları desteğiyle gerçekleştirdiği araştırmayla ortaya konmuş, “Türkiye’de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu: 2013-2014″ adlı belgeyi bir defa da biz dikkatinize sunuyoruz.

Engelli Kadın Derneği, kadınlara yönelik her türlü şiddeti en yaygın insan hakkı ihlallerinin başında görüyor. Türkiye’de engelli kadınlar ve kız çocuklarına karşı uygulanan şiddet onların yaşamlarını olumsuz yönde etkiliyor, onları tüm temel hak ve özgürlüklerinden mahrum bırakıyor.  Yaşadığımız toprakta ne olduğunu bilmeden daha iyiye doğru bir gelişme sağlayamayız. Bu nedenle okuyalım, tartışalım ve çözüm için bir araya gelelim istiyoruz.

Görsel, Engelli Kadın Derneği'nin Sabancı Vakfı Hibe Programları desteğiyle hazırladığı 2013-2014 Türkiye'de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu'nun kapak sayfası. Açık mavi bir zemin  üstünde kuş kafesi çizilmiş. Tünekte mor elbiseli bir kadın sallanıyor. Ayakları çıplak. Siyah saçlarını at kuyruğu yapmış kadın çok mutsuz resmedilmiş, omuzları çökmüş. Alnında darbe izi görülüyor.

Görsel, Engelli Kadın Derneği’nin Sabancı Vakfı Hibe Programları desteğiyle hazırladığı 2013-2014 Türkiye’de Engelli Kadına Yönelik Şiddet Raporu’nun kapak sayfası. Açık mavi bir zemin üstünde kuş kafesi çizilmiş. Tünekte mor elbiseli bir kadın sallanıyor. Ayakları çıplak. Siyah saçlarını at kuyruğu yapmış kadın çok mutsuz resmedilmiş, omuzları çökmüş. Alnında darbe izi görülüyor.

Rapora, bugün itibariyle online olarak yalnız rapor yazarlarından İdil Seda Ak’ın “academia” hesabından erişilebiliyor. Bu siteye üye olup raporu indirebilirsiniz veya Engelli Kadın Derneği’nden raporu sorabilirsiniz: https://www.academia.edu/18864462/Türkiyede_Engelli_Kadına_Yönelik_Şiddet_Raporu

Engelli Kadın Derneği: http://www.engellikadin.com

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

 

“İnsan çaresiz, kurban değildir” MDAC

26 Ocak 2016

Duysal, ruhsal veya öğrenme farklılıklarımızın aramızda var olan eşitliği bozmadığı, her birimizin onurlu ve bağımsız olarak yaşayabildiği bir hayatı, böyle bir hayatın var olduğu dünyayı isteyen MDAC’ı (Mental Disability Advocacy Centre) tanıyor musunuz?

MDAC, zihinsel ve psiko-sosyal engeli olan yetişkin ve çocukların insan haklarını gerçek anlamda kullanması adına savunu çalışmaları yapıyor. Ayrıca engeli olan bireyin güçlenmesi, örgütlerinin kapasitelerinin artması için çalışıyor. Araştırma ve izleme yaparak, stratejik öneme sahip davalarda taraf olarak amaçlarına ulaşmaya çalışan bir örgüt MDAC. Özellikle aktif olduğu saha Avrupa. Bunun yanı sıra Afrika ve Hindistan’da çalışmaları bulunuyor.

İlk öğrendiğimiz gerçeklerden biridir: insan sosyal bir varlıktır. Hayatımızda olmasını istediğimiz kişilerden destek görmek, ihtiyaç duyduğumuz önemli şeylerden bir tanesi.

İhtiyacımız olduğunda bizim seçtiğimiz kişi veya kurumdan gelen, istediğimiz biçimde şekillenen destek olmadan yaşamak mümkün olmazdı. Rusya Federasyonu’nda yaşayan İrina Delova için durum bundan farklı değildi. Kendisi için bir destek çemberi oluşturmuştu. Bu destekten faydalanarak kırk yılı aşkın süredir hayatına dair kararları kendisi alıyordu. Zihinsel engelinin bulunması, arzu duyduklarını bilmesine, tercihlerini yapmasına engel değildi elbette. Ne var ki yaşamakta olduğu bakım kurumu, 2007 yılında St Petersburg’da bir mahkemeye başvurdu ve zihinsel engeli nedeniyle Delova’nın karar alma hakkının elinden alınması talebinde bulundu. Mahkeme Delova’nın aldığı desteği görmezden geldi ve bakım kurumunun vasi olarak atanmasına karar verdi. Delova hayatına dair hiç bir kararı kendi alamamaya başladı. Cep harçlığını nasıl harcayacağından tutun, o gün ne biçimde eğlenip rahatlayacağına dek onun adına başkaları karar vermeye başladı. Vesayet kararına itiraz edildi, üst mahkemelere  başvuruldu. Gel gelelim, uzmanların yazdığı raporlara göre İrina Delova aldığı kararların anlamını kavrayacak durumda değildi. Mahkeme heyetleri yalnızca uzman raporlarını dikkate aldı. Delova’nın o güne dek bağımsız yaşayabilmiş olması önemli bulunmadı. Sonuçta İrina Delova, kendi hayatına dair  karar alma hakkını kaybetti.

Ancak Delova karar alma hakkını kaybetmenin ne demek olduğunu biliyor ve anlıyordu, böylece yardım için MDAC’a başvurdu.

MDAC, Rusya Federasyonu’nun vesayet yasalarını tanıyan bir örgüt. Bu deneyim ve bilgiyle Delova’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  (AİHM) başvurmasını sağladı. AİHM’e yapılan başvuru temel olarak Rusya Federasyonu’nun Delova’nın özel hayatına saygı duymadığı gerçeğine dayalı. Delova tam vesayet altına alındığı için hayatına dair hiç bir karar alamıyor. MDAC bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)  8. maddesini ihlal ettiği görüşünde (lütfen maddenin metni için yazının altını okuyunuz). Ayrıca, Rusya Federasyonu engeli nedeniyle Delova’yı vesayet altına aldığı için, ayrımcı bir eylemde bulunmuş oluyor. MDAC dava dosyasında bu noktayı da vurguluyor. Engelli bireyi engeli nedeniyle vesayet altına almak ayrımcılık. Dolayısıyla Rusya Federasyonu’nun imzalamış olduğu ve 2012 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme (EHS) çiğnenmiş bulunuyor. Bir başka ifadeyle, Rusya Federasyonu yalnızca AİHS’yi değil, EHS’nin temel ilke ve maddelerini de ihlal etmiş oldu.

AİHM tarafından verilecek karar, Rusya Federasyonu’nda engeli nedeniyle vesayet altında olan üç yüz bin kişiyi etkileyecek. Hayatına dair söz sahibi olmayan ne çok insandan söz ediyoruz. Eğer İngilizce biliyorsanız, MDAC sayfasından Delova davasına dair daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz: http://www.mdac.info/en/news/woman-intellectual-disability-fights-her-autonomy-european-court

Sahi, Türkiye’de kaç engelli birey, engelliliği nedeniyle vesayet altında?

**

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi aşağıdaki gibidir:

MADDE 8

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

HAYATA TAM, EŞİT ve ONURLU KATILIM: ERİŞİYORSAM VARIM!

6 Ekim 2015

5 Ekim 2015 tarihi itibariyle facebook’ta bir sergi etkinliği paylaşılıyor, haberiniz var mı?

“Erişiyorsam Varım!” sloganıyla açılacak ve İstanbul’un iki farklı yerinde  10 – 31 Ekim tarihleri arasında gezilebilecek “Erişiyorsam Varım! İstanbul Erişilebilirlik sergisi İsveç Enstitüsü, Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Engelli Kadın Derneği (ENGKAD) ve İsveç Başkonsolosluğu Kültür Ataşeliği tarafından, Kadıköy Belediyesi desteği ile organize ediliyor. Türkiye ve İsveç’ten engelli bireylerin portreleri ve hayat öykülerinin yer alacağı sergi, erişilebilirlikten, yani hayata tam, eşit ve onurlu katılımdan söz ediyor.

Berkay Uygunoğlu’nun objektifi, Nilay Vardar’ın kalemi, sergiye konu olan bireylerin günlük hayatına çevrilmiş durumda. Onların fotoğraflarına bakıp bizimle paylaştıklarını okuyacağız, böylece yeni kişilerle tanışmış olacağız.

Onurlu, herkesle eşit bir yaşama sahip olmak hepimizin hakkı. Öyleyse yalnızca kendimize değil, yanı başımızda duranlara da bakalım. Öğrenmek, anlamak ve tartışmak için  yirmi iki gün boyunca İstanbul Kadıköy’de Tasarım Araştırma Katılım (TAK) binasında ve İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Taşkışla binasında “Erişiyorsam Varım! İstanbul Erişilebilirlik” sergisinin bizi beklediğini unutmayın.

Sergi’nin iki gösterim yeri olduğu gibi iki açılış günü var!

İlk açılış 10 Ekim Cumartesi günü Tasarım Araştırma Katılım (TAK) Kadıköy binasında gerçekleşecek. Cumartesi günü sergiye gelenler İsveç Başkonsolosu Jens Odlander, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Komitesi üyesi Şafak Pavey, Bremen Mızıkacıları müzik grubu ile karşılabilir. Açılış çeşitli etkinliklerle renklenmiş. Bu coşku 31 Ekim’e dek aynı adreste yapılacak seminer ve atölyelerle devam edecek.

İkinci açılış 12 Ekim Pazartesi günü İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Taşkışla binasında. Bu adreste, “Onurlu Yaşam için Tasarım” (Design for Dignity) adı altında, İsveç’te üretilmiş, farklı engellilik alanlarında yaşamı kolaylaştıran yenilikçi ürünler de sergileniyor olacak. 12 Ekim günü açılışın ardından tüm gün boyunca engellilik konusunda farklı seminerler var, haberiniz olsun! Ayrıntılı bilgi ilerleyen günlerde etkinliğin facebook sayfasından duyuruluyor olacak.

Madde12.org blog ekibi olarak Ekim ayında sergi salonlarında biz de karşınıza çıkabiliriz! Görüşmek üzere.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

FACEBOOK’TA GENÇ BİR GRUP

21 Temmuz 2015

Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL), Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi (CIL) ve Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Ekim 2014 tarihinden bu yana Bağımsız Yaşam Ağı (ILNET) Projesi’ni yürütüyor. “Bizler olmadan, bizim için asla” diyen Türkiye’den ve Avrupa’dan engelli bireyler, aktivistler ve alanında deneyimli uzmanlar, ILNET kapsamında İstanbul’da BAĞIMSIZ YAŞAM üstüne yapılan bir yaz okulunda bir araya geldi.

20150701_182644

Bağımsız Yaşam Yaz Okulu katılımcıları, 1 Temmuz 2015, Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü, İstanbul.

 

 

 

BM EHS’nin 19. Maddesinde söz edildiği biçimiyle “Bağımsız Yaşam”ın konuşulduğu yaz okulu 29 Haziran’la 2 Temmuz tarihleri arasında, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te gerçekleşti.

 

Otuz beş aktivist ve kişisel asistanları, bağımsız yaşam ilkesi ve ilkenin hayata nasıl geçirilebileceği üstüne konuştu, tartıştı. Türkiye’de BM EHS’yi tanımadığımız bir gerçek. Bu durumun değişmesi için neler yapılabileceği tartışılırken Velat (Serhat Bilmedi) sosyal medyanın aktif olarak kullanılması gerektiğini gündeme getirdi. BM EHS’nin gerçek anlamda hayata geçmesi için hepimizin değişime katkı vermesi gerekiyor. Velat bu amaca hizmet için ve vakit kaybetmeden, 2 Temmuz’da 2015’te BAĞIMSIZ YAŞAM Facebook grubunu kurdu.

20150702_130506

Velat Serhat Bilmedi, Bağımsız Yaşam Yaz Okulu’nda BM EHS 12. madde üstüne yapılan grup tartışmasını özetliyor

 

 

 

“Facebook tüm sanal dünyanın en çok kullanılan sosyal ağı olduğu için daha fazla kitleye ulaşabiliriz diye düşünerek grubu kurdum,” diyor Velat. “Grupta ne kadar çok insan olur ve bu insanlar da çevresini ne kadar bilinçlendirirse, BM EHS’yi daha hızlı yayabiliriz diye düşünüyorum,” diye ekliyor. Yirmi gün içinde gruba iki yüz sekiz kişinin üye olduğunu bakarsak, haklı da.

 

 

 

 

Velat’ın bir facebook grubu kurarken beklentisi, yaz okulu katılımcılarının arkadaşlarını gruba eklemesiydi. Böylece yaz okulunda öğrendikleri bilgileri ve paylaştıkları deneyimleri daha geniş bir kitleye yayabileceğini düşünüyordu. Blog ekibi olarak biz de Velat gibi düşünüyoruz. Ya siz?

Velat’ın hayaline de ortağız:

Hayalim, engelli bireylerin öbür tüm insanlarla bir, eşit olduğunun bilincine varılması. Herkesin bunun farkına varması

Velat Serhat Bilmedi

Yaşa Velat! Senin gibi düşünen herkese selam olsun. Senin gibi gençlerle omuz omuza olmaktan gurur duyuyoruz. İyiye doğru gelişim için emeğini, yüreğini ortaya koyan gençleri, herkesi seviyor ve sayıyoruz.

Hoşuna gitmeyen düşünce ve eylemlerin önüne geçebilmek için terörü araç olarak kullanan herkesi, gerçekleştirdikleri her türlü eylemi lanetliyoruz.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Kampanyamız sonlandı. Yorgun ve mutlu, derin bir “Oh!” diyoruz.

16 Temmuz 2015

PERSON-BİREY Ağı çerçevesinde, herkesin hukuk önünde birey olarak tanınma hakkının altını çizmek adına, BM EHS 12. Maddesi’ne uygun olarak hepimizin insan onuruna yaraşır biçimde yaşaması umuduyla başlattığımız kampanyamız sona erdi.

“Aynı vardan var olduk ; Siz gümüşsünüz de biz sac mıyız?” Fırat Balkay

Nisan ayında başlattığımız ve on iki hafta süren kampanyamız çerçevesinde Türkiye’de sizin desteğinizle önemli adımlar attığımıza inanıyoruz. BM EHS’nin ülkemizde gerçek anlamda uygulanması çabasının uzun bir yol olduğunu görüyoruz. Bu yolu tek başına değil, beraberce yürümenin gerektiğine inanıyoruz. Bir aradayken çıkaracağımız ses, daha güçlü olacaktır. Böyle bakınca her şey yeni başlıyor aslında. Söz ettiğimiz yeni başlangıç bizi oldukça heyecanlandırıyor. Ya sizi?

BM EHS’nin bilinmesi yolunda adım atmaya başladığımızı söylüyoruz. Peki 10 Nisan 2015 tarihinden bugüne PERSON-BİREY Ağı’nın Türkiye ekibi olarak neler yaptık?

  • BM EHS’nin 12. Maddesi üstüne ilk Türkçe blogu açtık

Blogumuz alana odaklanmış ilk Türkçe insan hakları aracı. Bize göre bu özellik bile onu benzersiz kılıyor.

İlk defa toplu biçimde ve Türkçe olarak 12. Madde üstüne derlediğimiz bilgileri, çalışmaları paylaştık. EHS Madde 12 üstüne konuşabileceğimiz, yeri geldiğinde dönüp buradaki kaynaklara başvurabileceğimiz bir platform oluşturmak istedik. Farkındalık kampanyamız sona ermiş olsa da, blog hayatına devam edecek, bu yönde çalışmalarımız sürüyor.

Sizin yanımızda olmaya devam etmenizi istiyoruz. Hatta yanımızda olmakla kalmayıp blogun sahibi olmanızı, bilgi, deneyim ve düşüncelerinizi buradan paylaşmanızı arzu ediyoruz.

  • Blogun  “İletişimbölümünü gördünüz mü?

Herkesin yasa önünde eşit olduğu ilkesinin ülkemizde uygulanışına dair deneyiminizi, yaşadıklarınızı bizimle paylaşabilmeniz için “İletişim” bölümünü oluşturduk. Sizi bu bölüme davet ediyoruz!

  • Bizi @maddeoniki adresinden twitter’da bulabilirsiniz

Twitter hesabımızdan blogumuzda yer alan yazıları, haberleri, PERSON-BİREY Ağı ortaklarımıza, RUSİHAK’a dair haberleri duyuruyoruz. EHS 12. Madde’ye ilişkin gelişmeleri, yorumları yayımlıyoruz. Çoğunlukla Türkçe twit atıyoruz ancak İngilizce yazdığımız da oluyor. Bizi takip eden, haberlerimizi paylaşan kişi, kurum ve kuruluşlara, oluşumlara selam olsun!

Sizi de twitter adresimize bekleriz.

  • BM EHS’nin 12. Maddesi’ne dair imza kampanyası yaptık

10 Nisan 2015’ten 10 Temmuz’a dek süren imza kampanyasında Türkçe blogumuz üstünden yüz on sekiz imza topladık. Çok az bir rakam ama biz, “yüz on sekiz kişiye daha ulaştık,” diye okuyoruz bu sayıyı. Topladığımız imzalar, bizim gibi düşünen kişilere işaret ediyor, güçlendiğimizi hissediyoruz. Elbette sayımız arttıkça sesimiz o denli yayılacak.

“Bağımsız Yaşam Ağı’nın Türkiye’de oluşması için herkesin bu sorumluluğu alması gerektiğine inanıyorum. Herkes için, her yerde ve her koşul için bağımsız yaşamın önemini anlamak ve anlatmak gerekiyor. Heyecan ve sorumluluk duygusunu birlikte veren bu ağ için haydi mücadele edelim”   Nazlı Gümüş

“Devlet engelli bireylerin haklarını korumalı onlara kendi kararlarını kendilerinin vermesini sağlamalı” Feyziye Peker

  •  21-26 Nisan 2015 tarihlerinde Ankara’da gerçekleşen Engelsiz Filmler Festivali’nde, “Bir arada film izlemek mümkün!” dedik.

Uluslararası insan hakları hukuku kapsamında herkesin yasa önünde eşit oluşunu vurgulayan ve bu hakkın BM EHS’nin 12. Maddesi altında bir defa daha güvence altına alınmış olduğunu hatırlatan kısa videolar hazırladık. Ankara Engelsiz Filmler Festivali (AEFF), hazırladığımız videolardan birini her gösterim öncesi döndürdü ve bize büyük bir destek vermiş oldu.

Herkesin kültürel hayata girme hakkı olduğuna inanan bir ekiple hayata geçen AEFF’ye bir defa daha teşekkürler.

  • PERSON-BİREY Ağı olarak dünyada en çok izlenen dizi Game Of Thrones’un 5. Sezonundan destek gördük(!)

Dizinin karakterlerinden Mance Rayder’ın ölüme giderken sarf ettiği sözler, söylemek istediğimizin en saf haliydi:

Her zaman istediğim tek şey kendi hatalarımı yapabilme özgürlüğüydü” Mance Rayder

  • Türkiye genel seçimleri bize EHS 12. Madde’nin önemini hatırlattı 

7 Haziran 2015’te Türkiye genel seçimlere gitti. Biz de, fırsat bu fırsattır, diyerek Türkiye’de zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireylerin seçme hakkı  var mıdır, yok mudur, gözden geçirdik. Demokratik sistem en basit ve temel anlamda herkesin eşitliğine ve eşit oy hakkına sahip olmasına dayanıyorsa, neden hepimiz siyasi hayata katılamıyoruz?

 “Lütfen siyasi hakkınızı kullanınız ve toplumda yerinizi alınız. Gurur duyunuz ve güzel bir hayat sürünüz” Makoto Jozuka, hakim, 2013- Tokyo

Madde 12 ‘nin uygulanacağı, hak ihlallerinin yaşanmadığı bir ülke olmayı temenni ediyorum” Öznür Karaağaç

Biz Türkçe blogumuza hayat vermeye çabalarken PERSON-BİREY Ağı da kampanyanın İngilizce blogundan yayın yaptı ve doğrusu çok çalıştı. Bu arada Balkanlardan ve PERSON-BİREY Ağı ortaklarından destek yağmur gibi yağdı.PERSON ekibi

Yoğun çalışmayla gerçekleşen kampanyamızda Arnavutluk’tan SHDPAK, Bosna Hersek’ten SUMERO, Hırvatistan’dan THESHINE, Kosova’dan ISDY ve Sırbistan’dan MDRI-S’le birlikte olmaktan mutluluk ve gurur duyduk. On iki hafta boyunca canla başla çalışan dostlarımızın her birisine, tüm ekibi bir araya getiren PERSON-BİREY Ağı’nın lider ortağı Galway Devlet Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne bağlı Engelli Hukuku ve Politikası Araştırma Merkezi’ndeki çalışma arkadaşlarımıza teşekkür ederiz.

Hukuki ehliyetimin bana iade edilme düşüncesinde hoşuma giden şey, iş bulabilecek olmam. Evlenebilecek olmam. Ve yeniden özgür olabilmek.” A.D, Bosna Hersek

Screen Shot 2015-05-11 at 12.46.18

Bağımsız Yaşam Ağı Projesi (The Independent Living Network Project, ILNET) kapsamında RUSİHAK ile bir araya gelen Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi’ndeki  (Centre for Independent Living Sofia, CIL-Sofia)  dostlarımızın desteğini almak bizleri çok mutlu etti. Dayanışma bizi güçlendirdi. Benzer biçimde, Kaos Gl Derneği ve İnsan Hakları Ortak Platformu ortaklığıyla TACSO Türkiye tarafından, Ankara’da 12-13 Mart 2015 tarihlerinde gerçekleştirilen AB Katılım Sürecinde Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Konferansı katılımcıları bizi desteklediler.

Screen Shot 2015-05-07 at 14.30.32

 

 

 

 

 

Bize güç veren siz arkadaşlarımıza bir defa daha içten teşekkürlerimizi sunmak isteriz. Buradayız, bir yere gitmiyoruz!

 

 

 

Blog ekibi için “Oh!” aldığımız kararlardan sonra verdiğimiz derin nefesin ifadesi. Başlangıçlara dair, mutlu sonlara dair bir ünlem oldu bize. Kampanya bitti ancak blog hayatına devam edecek. İşte şimdi bu karar için kocaman bir:

 

 

Screen Shot 2015-07-15 at 20.11.13

 

 

Sevgilerimizle,

???????????????????????????????

 Blog Ekibinden (soldan sağa) Emre, Didem, Burcu, Uğur ve Hazal.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Dünya Sağlık Örgüt’ü MINDbank: Sağlık ve İnsan Hakları Bağlamında Zengin Bir Arşiv

9 Temmuz 2015

Bugün sizlere, Dünya Sağlık Örgütü’nün (World Health Organisation-WHO) hazırlamış olduğu bir bilgi bankasından MiNDbank’ten söz etmek istiyoruz. Burada hukuki ehliyetin dünyada hukuken nasıl ele alındığına dair sunulan kaynaklara özellikle dikkatinizi çekmek istiyoruz. Ehliyet konusunun tek tek her ülkenin yasal mevzuatında nasıl ele alındığını ortaya koyan bölüm, kuşkusuz EHS 12. Madde’yle ilişkili reform çalışmaları için benzersiz bir kaynak oluşturuyor. Türkiye’deki politika ve durumlara dair Türkçe kaynakları da indirip inceleyebileceğimiz güzel bir platform.

Web sitesi çalışmalarını şu şekilde tanımlıyor:

WHO-MiNDbank, akıl sağlığı, madde bağımlılığı, engellilik, genel sağlık, insan hakları ve kalkınma konularına dair temel kaynakları paylaşmak için oluşturulmuş çevrimiçi/online bir platformdur. Platform dünyanın her yerinden ulusal ve uluslararası çok çeşitli kaynaklara kolay ulaşım sağlıyor. Örneğin: 

  • Ulusal ruh sağlığı politikaları, stratejileri ve ruh sağlığı hukuku
  • Ulusal politikalarda, stratejilerde ve hukukta engellilik
  • Ulusal sağlık politikaları, stratejileri ve hukuku
  • Çocuk ve Gençlik bağlamında ulusal genel sağlık, ruh sağlığı, engellilik ve madde bağımlılığına dair politikalar, stratejiler ve ilgili hukuk
  • Yaşlılar bağlamında ulusal genel sağlık, ruh sağlığı, engellilik ve madde bağımlılığına dair politikalar, stratejiler ve ilgili hukuk
  • Ulusal ruh sağlığı, genel sağlık, çocuk/genç ve yaşlı hizmetleri standartları.

WHO-MiNDbank web sitesinde kendini anlatmaya şöyle devam ediyor:

Platformumuz, ruh sağlığı, madde bağımlılığı, engellilik, genel sağlık, bulaşıcı olmayan hastalık (NCD), insan hakları ve kalkınma, çocuk, genç ve yaşlı bireyler üstüne kolay ve hızlı ulaşılabilecek uluslararası kaynaklara, ulusal/bölgesel düzeyde politikalara, stratejilere, hukuka ve hizmet standartlarına hızlı ve kolay erişim sağlamaktadır.

Derlenmiş bilgiler, politikalara yön verenler için, yasa yapıcılar ve milletvekilleri için, savunu çalışmaları yapan gruplar, sivil toplum örgütleri, araştırmacılar için, akademisyenler, eğitim ve öğretim merkezleri için paha biçilemez bir kaynak. MiNDbank şu ana kadar yüz yetmişten fazla ülkeye ait dört binden fazla belgeye erişim sağlamaktadır, daha fazla belgeyi ulaşılabilir kılmak için çalışmaktadır. MiNDbank, WHO’ya üye devletlerin sağlık ve insan hakları alanında herkes için daha iyi sonuçlar görme isteğinden hareketle ulusal kaynaklarını paylaşmalarına dayanan ortak bir çabanın ürünüyle gerçekleşebilmiştir. Platform, ellerindeki bilgiyi paylaşan devletlere müteşekkirdir.

EHS’nin 12. Maddesi’nin taraf devletlerce, örneğin Türkiye’de uygulanmasını talep etmek, mevcut yasaları ve politikaları dikkatlice değerlendirmeyi gerektiriyor. WHO-MiNDbank sahip olduğu arşiviyle, hukuki ehliyet üstüne var olan hukuki çerçeveyi ve politikaları iyileştirmek isteyen dünyanın dört bir yanındaki araştırmacılar ve savunucular için çok yararlı bir başlangıç noktası sunuyor.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Galway İrlanda’dan hepinize en iyi dileklerimizle!

7 Temmuz 2015

Unknown

İrlanda’da bulunan Galway Devlet Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne bağlı Engelli Hukuku ve Politikası Araştırma Merkezi (NUIG-CDLP) PERSON – BİREY Ağı’nın liderliğini üstlenmiş durumda. Adı geçen araştırma merkezinin araştırmacısı ve PERSON-BİREY Ağı olarak gerçekleştirdiğimiz “Right to Act” kampanyasının başarısında büyük emeği olan, kampanyayı koordine etmiş olan Dr. Piers Gooding, bu hafta konuğumuz. Ruh sağlığı, engellilik ve insan hakları üstüne çalışan bir akademisyen olan Piers, PERSON-BİREY Ağı ve bu kapsamda adımlarımızdan söz etmeyi ihmal etmeden uluslararası insan hakları hukukunu değişmeye zorlayan EHS’yi kendi gördüğü biçimiyle bizlere anlattı. Fotoğrafta Piers’ı ve PERSON-BİREY Ağı’nın emekçisi Joanna Forde’u görebilirsiniz.

Piers’ın düşüncelerini zevkle paylaşıyoruz.

***

Zihinsel ve psiko-sosyal engellilerden daha fazla ötekileştirilen bir grubun varlığını düşünmek zor. Dünyanın her yerinde, zihinsel bir engelle doğmuş olmak veya zihinsel sıkıntılar yaşamaktan başka suçu olmayan yüz binlerce insanın kurumlara kapatıldığını düşünün. Hem zengin hem de yoksul ülkelerde aşağılayıcı, insan onuruna yakışmayan bir yaklaşımla verilen kamu hizmetini almaya çalışan ruh sağlığı krizi yaşayan insanları gözünüzün önüne getirin. Veya suçlu durumuna düşürülen, hapsedilen ya da daha kötüsüyle karşı karşıya kalan yüzlerce, binlerce ABD vatandaşını düşünün.

Şu anda bu baskıyla mücadele için en elverişli çerçeve uluslararası insan hakları hukuku.

Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme (EHS), engelli bireylerin ve ailelerinin gündelik yaşamlarında izi olan köklü sorunlar ışığında şekillendi. Bu açıdan EHS benzersiz bir sözleşme çünkü öbür BM insan hakları sözleşmelerinde karşılaştığımız gibi ezilenlerin gündelik mücadelelerinden ve problemlerinden uzaklaşmamış. EHS, tüm dünyada hukuk ve siyaseti etkileyen engelli aktivistlerine ve değişime katkı sağlamaya çalışan bireylere, gündeme getirdikleri yeniliklerin gerçekleşmesi için farklı yollar öneriyor.

Bu noktada EHS’yle ilgili bir riskin varlığını belirtmek faydalı olur. Hak savunucuları, engelli bireylerin yaşamını iyileştirmek için oluşmuş siyasi ilgiyi, niyeti, hukuk alanına kaydırabilir. Siyasal değişimi mahkeme salonlarında aramak, sahada faaliyet gösteren aktif vatandaşları yıpratabilir ve dolayısıyla harekete geçme adına yapılan çağrıları zayıflatabilir. Bununla birlikte, başarılı bir hukuki ehliyet yasası reformu büyük hedefe doğru stratejik bir kazanım olabilir. Bahsedilen kazanım, insanların dava açma haklarının ve aldıkları kararları ifade etme haklarının kabul edilmesini ve kararlarına saygı duyulması gerektiği anlayışını yerleştirmeyi sağlayabilir. Örneğin annelerin psikiyatrik teşhisine dayanılarak çocuklarından ayrı tutulmasının önüne geçilebilir. Kapalı bir kurumun yöneticisinin tanımadığı kişiye “yasal vasi” olması ve böylece o bireyin isteklerini hiçe sayması sonlanabilir.

Saydıklarım, hukuki ehliyet yasasında reform yapılması ihtiyacının karşılandığı takdirde ne gibi etkileyici sonuçlar doğurabileceğine dair verilebilecek bir kaç örnekti.

EHS’nin benzersiz özelliklerinden bir başkası, engeli olan bireyleri, kendi seslerini yükseltmeye çağırmasıdır. Bu bana etkileyici bir filozof olan Michel Foucault’nun fikirlerini hatırlatıyor. Foucault bizi, “boyun eğdirilmiş bilgiyi gün yüzüne çıkarmaya,” yani toplumdaki iktidarı eşitlemenin bir yolu olarak ezilenlerin sesini dinlemeye çağırır. Engellilik bağlamında söz edilen, ruh sağlığı sıkıntıları ve zihinsel engel yaşayan kişilerin sesinin güçlendirilmesidir.

PERSON ortaklığı yalnızca engeli olan bireylerin sesi ve tercihlerini duyuracak şekilde hukuk ve siyaseti stratejik olarak reforme etmeyi amaçlamıyor. Ortaklığımız aynı zamanda, hukuki ehliyete dair yasal ve siyasal reformu yerel ve ulusal düzeyde savunmak adına çalışan sivil toplum örgütlerinin (STÖ) kapasitelerini artırmayı amaçlıyor. Sözünü ettiğim STÖ’lerden biri de RUSİHAK.

EHS’nin 12. Maddesi üstüne düzenlenen bu kampanya hem Türkiye’deki engelli bireylerin yasa önünde eşit olabilmesi için gerekli stratejik yasal reformun gerçekleşmesini sağlamayı hedefliyor, hem de deneyimlerine dayanarak düşüncelerini, isteklerini yüksek sesle dile getiren bireylerin duyulabilmesini sağlayarak farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu özelliğiyle “ben bireyim, karar benim,” diyen kampanyanın müthiş bir bileşim olduğunu söyleyebiliriz. Dile getirdiğimiz iki cephede aynı anda yaşanacak değişimin, Türkiye’de veya farklı yerlerde yaşayan engelli bireyler için net, somut faydaları olacaktır. İrlanda Galway Devlet Üniversitesi, Engelli Hukuku ve Siyaseti Merkezi ekibi olarak EHS’nin 12. maddesi üstüne çalışan dostlarla dayanışma içinde olmaktan gurur duyuyoruz. Galway İrlanda’dan hepinize en iyi dileklerimizle!

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

“Sosyal hayatta kibirli, hukuksal yapıda düpedüz kaba ve adaletsiz!”

26 Haziran 2015

Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL), Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi (CIL) ve Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Ekim 2014 tarihinden bu yana Bağımsız Yaşam Ağı (ILNET) Projesi’nin paydaşları olarak işbirliği içindeler. ILNET’in hedefi, Türkiye’de yaşayan engelli bireylerin Avrupa Bağımsız Yaşam Hareketi deneyiminden yararlanmasını sağlamak ve bağımsız yaşam üstüne var olan uluslararası mevzuatı, politikaları, iyi örnekleri öğrenerek topluma katkı vermesini teşvik etmektir. Çünkü diyoruz ki “Anladığımız, inandığımız değerleri savunuruz.” ILNET, Türkiye’nin engelli politikalarından doğrudan etkilenen bireyleri haklarının savunucusu olmaya çağırıyor.

RUSİHAK’ın ILNET Koordinatörü Sevgi Çiçek Hilton, kendini geliştirmeye açık genç engelli aktivistlerin katılacağı ve 29 Haziran – 2 Temmuz 2015 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te gerçekleştirilecek olan Yaz Okulu’nun amacını anlatıyor. Bugün blogumuzun misafir yazarı, söz onun.

Sosyal hayatta kibirli, hukuksal yapıda düpedüz kaba ve adaletsiziz, diyerek sözüme başlamak istiyorum. Yazdığım blog ve benzeri mecralarda EHS’nin 12. maddesini, haklarımızı konuşan küçük bir grup olduğumuzu düşünüyorum bazen ve umutsuzluğa kapılıyorum. Sözünü ettiğimiz hukuki ehliyet kavramı aslında bütün toplumu ilgilendiriyor. Ve konu kesinlikle belirli bir gruba terkedilemeyecek kadar önemli. 29 Haziran – 2 Temmuz tarihleri arasında yapacağımız, ‘Bağımsız Yaşam Yaz Okulu’nun çıkış noktası tam da bu. “Bizler olmadan, bizim için asla” diyen gençlerle, Avrupa’dan engelli bireyleri, aktivistleri ve alandaki çok deneyimli uzmanları bir araya getiriyoruz.

EHS 12. madde istisnasız her insan yasa önünde eşittir diyor. Bunun itiraz noktası yoktur, “ama”sı, “fakat”ı yoktur diyor. EHS’yi okuyunca böyle ancak sokaktan itirazlar duyuyorum. İyi de, diyor ses, diyelim şizofreni teşhisi almış bir kişi, nasıl olacak da hayatına dair ‘sağlıklı karar’ alacak, diye soruyor ve daha soruyu sorarken hak ihlalleri başlıyor. Yine de soru soranı şu açıdan anlıyorum: Türkiye’de psiko-sosyal veya zihinsel engeli olan bireylerin hasta, karar verecek yetiye sahip olmayan, bilgisiz ve öğrenmesi mümkün olmayan kişiler olduğuna dair genel bir kabulümüz var. Böyle öğrenmişiz. Dolayısıyla söz konusu bireyler adına, onlara sormadan karar vermeyi kendimize hak görüyoruz. Bu kabulün üstünden düşünmek kolay ve bu kabulü devam ettirmek işimize geliyor. Başka ve özellikle olumlu örnekleri pek bilmiyoruz ve öğrenmeye de pek niyetli değiliz sanki. Dünyadaki örneklere baktığınızda, bireylerin kendi hayatlarına dair karar vermelerini sağlarken ihtiyaç duydukları desteğe, onların hakları, iradesi ve tercihlerine saygı göstererek, herhangi bir çıkar çatışması ve gereksiz etkiden bağımsız olarak güvence altına almanın mümkün olduğunu, zor ama mümkün olduğunu görüyoruz.

Ben her koşulda kendi haklarını savunan, öz-savunucu olmak için çabalayan bireyleri görünce onlarla gurur duyuyorum ve onlardan engelliye bakış açımızla ilgili yeni şeyler öğreniyorum. Şöyle ifadeler bana güç veriyor; “Bugün sabah kalktığımda ne giyeceğime, nereye gideceğime, kiminle buluşup, kime aşık olacağıma, kiminle evleneceğime, kime oy vereceğime sadece ben karar verebilirim. Kısaca, karar benim, iyiliğiniz biraz eksik olsun, siz önümüzdeki engelleri kaldırmaya bakın lütfen!”

İnsanları dinlemediğiniz, yok saydığınız ve tercihlerini ellerinden aldığınız her durumda o tercihlere dair duygularını da yok saymış oluyorsunuz, oysa insan önce duygusuyla insan olur.

EHS bireylerin ihtiyaç duydukları yardımları almaları için destek mekanizmalarının kurulmasını söylüyor. Bu önemli. Bireyler karar almada zorlandıklarında veya bu durumda olmadıklarını düşündüklerinde kendi isteklerine rağmen onların yüksek çıkarı için hareket edemeyiz. Öncelikle bizim tespit ettiğimiz yüksek çıkar onların hayatlarına dair istediklerine yönelik bir yarar sağlamıyor olabilir. Ben engelli bireylerin sürekli olarak ‘yaşadıkları kişisel bir trajedinin başkahramanı’ pozisyonunda tutulmalarına karşıyım. Hepimiz hayatımızın tek sahibiyiz, engelli veya değil, hepimiz!

Yaz Okulumuz’u heyecanla bekliyoruz. Çok önemli konular ve güzel konuklarımız olacak. Buradaki deneyimlerimizi ve öğrendiklerimizi daha sonra sizlerle de paylaşmak isteriz.

Bizimle ilgili daha fazla bilgi için: http://ilnet.enil.eu/tr/blog/

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Hukuki Ehliyetten Mahrum Yaşamak: Saraybosna’dan Bir Deneyim

11 Haziran 2015

Screen Shot 2015-06-11 at 16.46.44

Yasa önünde birey olarak tanınmıyor olmak ve böyle yaşamak neye benzer hiç düşündünüz mü? Saraybosna’da yaşayan A.D, söz ettiğimiz sivil ölümün gölgesi altında yaşamanın neye benzediğini anlatmak adına bizlerle kendi hikayesini paylaştı.

 

Hukuki Ehliyetten Mahrum Yaşamak

 

Benim adım A.D. 10 Mayıs 1982’de Bihać’da doğdum. 1986 yılında, on üç yıl kaldığım Banja Luka’da yer alan Rada Vranjesević Çocuk Evi’ne yerleştirildim. Benim gibi yüz elli çocuk daha oraya yerleştirilmişti. 1989’da Zmaj Jovan Jovanović adlı ilkokulda birinci sınıfa başladım. Okulu bitirdikten sonra, Saraybosna’da Oğlan Çocukların ve Ergen Erkeklerin Eğitimi Kurumu’na  transfer edildim. Erkek kardeşim de aynı kuruma transfer edilmişti, ben de bu nedenle oraya gittim. Söz ettiğim kurumda sıkça tartışmalar yaşadım, çokça kavga ettim, kötü arkadaşlar edindim. Zayıf beslendim ve daha pek çok problemle karşılaştım. Buradayken aldığım aylık maaşım on marktı (KM). Üç buçuk yıl kurumda kaldım. Okulu bitirdikten sonra bir süre bir apartman dairesinde kiracı olarak kaldım, evi bir başkasıyla paylaşıyordum. Daha sonra sokaklar evim olmaya başladı. Bu daha da kötü arkadaşlar edinmeme yol açtı. Yıkık dökük, terk edilmiş binalarda yaşadım. Param olduğu zaman arkadaşlarım yanımda oluyordu ve bana arkadaşlarıymışım gibi davranıyordu. Ancak ne zaman param bitiyordu, hepsi beni terk edip evine dönüyordu. Beni sokaklarda, yalnız bırakıyorlardı. Para bulmak için neredeyse her şeyi yapmaya razıydım. Çalmak ve yalan söylemek yaptıklarım arasında en hafif olanlardı, diyebilirim. Devamlı alkol tüketiyordum, uyuşturucu madde kullanmaya başlamıştım. Bununla beraber çoğunlukla üşümüş, aç, pis, bakımsız, dağınıktım.

 

“Hukuki ehliyetimden mahrum bırakıldığım ve hiç bir yerde çalışamadığım için çok üzgünüm. Sürekli olarak tekrar enstitüye kapatılacağım korkusunu taşıyorum çünkü hukuki ehliyetim yok, dolayısıyla nerede yaşayacağıma ben karar veremiyorum (…) Hukuki ehliyetimin bana iade edilme düşüncesinde hoşuma giden şey, iş bulabilecek olmam. Evlenebilecek olmam. Ve yeniden özgür olabilmek.”

 

Beni Novo Sarajevo Sosyal Hizmet Merkezi’nden “Nahorevo”ya transfer ettiler. Burada iki ay kaldım. Sürekli alkol tüketiyordum ama aslında içki içmek yasaktı, bu konuda katıydılar. Davranışlarımla problem yaratıyordum. Sarhoş oluyordum, doktor ve teknisyenlerle kavga ediyordum. Ancak sabah olduğunda ne yaptığımı fark edebiliyordum, yaptıklarıma inanamıyordum. Hayatımdan hiç memnun değildim. Ne yazık ki kurumdan çıkmama izin verilmiyordu. Diğerleri istediğinde dışarı çıkabiliyorken bana izin verilmemesi beni çok öfkelendiriyordu. Ben de olay yarattım, birisinin arabasını çarptım, sonuç olarak atıldım. Saraybosna sokaklarında başıboş dolaşırken kendimi Banja Luka’da buldum. Evim sokaklardı. İçki içmeye tekrar başladım. Sonra “Duje”de bir eve yerleştirildim. Burada içki içemiyordum, yalnızca terapiye giriyordum. “Duje”de benimle birlikte dört yüz kişi yaşıyordu. Burada kaldığım süre boyunca yalnızca bir defa, o da kurumda kalanlarla birlikte dışarıya çıktım, ormana gezinti yaptık. Beş kişiyle aynı odayı paylaşıyordum. Zayıf besleniyorduk, kalışımız oldukça masraflıydı, bin iki yüz mark (KM) tutuyordu. Odaları temizliyorlardı ancak bunun bir etkisi olmuyordu. Kısaca burası temiz, derli toplu değildi. Yetmiş kişi birden aynı televizyonu izliyorduk, dolayısıyla çok nadir istediğim programı izleyebiliyordum. Üç banyoyu paylaşıyorduk. Sıkıntıdan çıldırmak üzereydim. Ayakta kalmamı sağlayan tek şey bir gün kurumdan çıkabilme düşüncesiydi…

Bir gün SUMERO’dan birileri geldi ve benim dışarı çıkmak isteyip istemediğimi sordu. Evet, dedim. 10 Ekim 2011’den beri Saraybosna’da toplum içinde yaşıyorum. Apartman dairesine taşınır taşınmaz kendimi mutlu hissetmeye başladım. Kurumda yaşarken bana en zor gelen şey kıyafetlerimi paylaşmaktı, şimdi buna zorunlu değilim. Ne aç ne susuz kalıyorum. Bana destek olan asistanım yardımıyla yemek pişiriyorum, evin temizliğini yapıyorum. Ne zaman istersem dışarı çıkmama izin veriliyor. Terapimi kaçırmıyor zamanında alıyorum, testlerimi düzenli yaptırıyorum. Önceleri kontrollere asistanımla gidiyordum ama şimdi kendi başıma gidiyorum. Asistanım Seka bana her şeyi öğretti. Şimdi çamaşır makinesini nasıl kullanacağımı biliyor, evimi çekip çeviriyor ve kişisel temizliğimi yapabiliyorum. İstediğim gibi harcayabileceğim kendi param var ki çoğunluğunu sigaraya yatırıyorum. Şu an hayatımdan memnunum. En hoşuma giden şey, dilediğim zaman yürüyüşe çıkabilmek. Hukuki ehliyetimden mahrum bırakıldığım ve hiç bir yerde çalışamadığım için çok üzgünüm. Sürekli olarak tekrar enstitüye kapatılacağım korkusunu taşıyorum çünkü hukuki ehliyetim yok, dolayısıyla nerede yaşayacağıma ben karar veremiyorum.

Erkek kardeşim ve ben, kurumdan çıkıp toplum içinde destekli barınma programına yerleştirilen ilk kişileriz. Arkadaşlarım, belki de hiç çıkamayacakları kurumda kaldılar. Hukuki ehliyetimin bana iade edilme düşüncesinde hoşuma giden şey, iş bulabilecek olmam. Evlenebilecek olmam. Ve yeniden özgür olabilmek.

 

A.D.’ye blogumuzda öyküsünü paylaşmamızda izin verdiği için PERSON ortaklığı olarak teşekkür ederiz.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz. 

 

person logo