Browsing Category

Blog

Teşekkür

8 Haziran 2015

Bir an düşünün: Bir başkası nerede ve kiminle yaşayacağınıza dair karar verme hakkınızı elinizden alıyor ve sizin yerinize kendisi karar vermeye başlıyor. Hayatınıza dair en temel kararları veremiyorsunuz. Örneğin nasıl bir tedavi yöntemiyle iyileşmek istediğinize artık siz karar veremiyorsunuz. Seçme hakkınız elinizden alınıyor, evlenip evlenemeyeceğiniz artık size kalmış bir konu değil.

Yukarıda örneklemeye çalıştığımız insan hakları ihlallerinin yaşanmaması için, herkesin kendi hayatı üstüne karar verebilme özgürlüğüne kavuşması adına başlattığımız kampanyamız son günlerine yaklaşıyor.

Zihinsel ve psiko-sosyal engellilerin insan onuruna yaraşan bir yaşam sürmesi için EHS Madde 12 çerçevesinde başlatılan Balkan ülkelerinin ve Türkiye’nin bir parçası olduğu “Right to Act” kampanyasına Türkiye’den kıymetli destekler geldi. Yanımızda yer aldığınızı gördükçe güçlü hissediyoruz.

Screen Shot 2015-06-08 at 15.25.08

 

“Çocuklar için de geçerli olan hakkını bizzat kendisinin kullanması önündeki engeller için de etkili olacak çalışma, aklınıza, elinize sağlık.”

                                                    Adem Arkadaş Thibert

 

“Bu bildiri ve kampanyanız çok önemli. Emeği geçenleri kutluyor ve başarılar diliyorum.”

                                                             Sevgi Hilton

 

Birbirinden farklı birey ve kurumların desteğini aldığımız kampanyamızda hep beraber herkes için eşitlik demekten mutluluk duyduk.

 

“İyi ki bu kampanyayı yapıyorsunuz. Yararına inanıyorum.”

Zafer Kıraç

 

Kampanyanın Türkçe blogu olan madde12.org birinci ayını doldururken bildirimizi imzalayanların sayısı yüze ulaştı.

 

“Ya hep beraber ya hiç birimiz.”

                                                 Yunus Akıncıoğlu

 

Bildirimizi imzaladığınız için siz destekçilerimize RUSİHAK ekibi olarak teşekkür ederiz.

 

“Aynı vardan var olduk; Siz gümüşsünüz de biz sac mıyız?”

                                                 Fırat Balkay

 

“Engellilerin haklarını kullanmaları ve eşit bireyler olarak hayata dahil olmalarını istiyorum.”

                                                 Filiz Yörükoğlu

 

“Devlet engelli bireylerin haklarını korumalı onlara kendi kararlarını kendilerinin vermesini sağlamalı.”

                                                 Feyziye Peker

 

Ben psikoloji bölümünde öğrenciyim. Bu disiplinden baktığımda herkesin bireysel olarak kendi hayatı üzerinde karar verme hakkının elinden alınmasının diğer insanların durumuyla karşılaştırıldığında ciddi ayrımcılık teşkil ettiği fikrindeyim.”

                                                 Bahar Yavuz

 

Bizlere ulaştırdığınız yorumları paylaşmaktan mutluluk ve gurur duyuyoruz.

www.madde12 ekibi

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

“Lütfen siyasi hakkınızı kullanınız ve toplumda yerinizi alınız. Gurur duyunuz ve güzel bir hayat sürünüz”

25 Mayıs 2015

Takumi Nagoya, elli iki yaşında, Down sendromu olan Japon bir kadındır. Vesayet altına alınıp babası vasisi olarak tayin edilene dek seçimlerde oy kullanabilmiştir. Vesayet altına alınınca hukuki ehliyetini kaybettiği için, seçme hakkı da elinden alınmıştır. Nagoya bu haksızlığa karşı çıkıyor ve babasının desteğiyle Japon hükümetine dava açıyor. Dava 2013 yılında, Tokyo’da sonlandı. Hakim Makoto Jozuka, vesayet altına alınmış bireylerin seçme hakkını kullanamayacağını söyleyen seçim yasasını ayrımcı buldu ve ilgili maddenin anayasaya aykırı olduğuna hükmetti. Bu gerekçeyle Nagoya’ya seçme hakkı teslim edildi. Davanın sonucu açıklanırken hakim tarafından söylenenler unutulmaz:

“Lütfen siyasi hakkınızı kullanınız ve toplumda yerinizi alınız. Gurur duyunuz ve güzel bir hayat sürünüz”

Makoto Jozuka, hakim, 2013- Tokyo

Japon Parlamentosu söz ettiğimiz karardan yalnız yetmiş dört gün sonra, dava konusu maddenin ayrımcı olması nedeniyle feshedilmesine karar verdi. Bugün Japonya seçim yasasına göre bütün vatandaşlar, vesayet altında olsun olmasın, seçme hakkına sahip. Böylece Japonya, herkesin hukuki ehliyetini tanıma yolunda büyük bir adım atmış oluyor.

Japonya’da, Moldova’da yaşanan gelişmeleri okuyan, benzeri örnekleri öğrenmeye başlayan Cansu Korkmaz, Didem Tekeli ve İdil Seda Ak, Haziran 2015’te genel seçime giden Türkiye’de engelli bireylerin ‘seçme hakkı’ üstüne düşünmeye başladı. Türkiye’de zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireylerin seçme hakkı  var mı, yok mu?

IMG_0383

Didem Tekeli: Üniversitede demokrasinin ne olduğunu tartışırken başlangıç noktamız, ‘her bireyin oy hakkı vardır,’ temel ilkesi olurdu. Bir başka deyişle, bir insan – bir oy. Gerçekten en temel noktanın bu olduğunu söyleyebiliriz, öyle değil mi?

Cansu Korkmaz: Biz hukuk fakültesi öğrencileri olarak, seçmeli aldığımız ‘Seçim ve Siyasi Partiler Hukuku’ dersini işlerken hiç oy hakkı ilkesine girmeden, “evet herkes oy verebiliyor tabii,” ön kabulünden hareket ederdik. Psiko-sosyal ve zihinsel engellileri düşünmezdik, o konuya girmezdik. Bu, yok saymak demek. Aslında yasalarımızın da yapısı böyle gibi, yok saymak!

Didem Tekeli: O zaman aklımızdaki soruyu dillendiriyorum: Türkiye’de herkes, her bir vatandaş seçme hakkına sahip mi? Bizim yasal mevzuatımız ne diyor?

İdil Seda Ak: Odak noktamız zihinsel ve psiko-sosyal engelliler.

Cansu Korkmaz: Evet. Yalnız bence bizim yasal mevzuatımıza bakmadan önce ‘normlar hiyerarşisini’ hatırlayalım.

İdil Seda Ak: Çok iyi fikir. Sen bize o meşhur üçgeni çizerken, neden bunu önemsediğini de konuşuruz.

Normlar Hiyerarşisi

Screen Shot 2015-05-21 at 15.02.23

Cansu Korkmaz: İki nedenle önemli. Birincisi, hiyerarşiye bakarak, normlardan hangisinin öbürüne üstün olduğunu görebiliriz.

İdil Seda Ak: Anayasa’nın altında yer alan normlardan hiç birisi anayasaya aykırı olamaz.

Cansu Korkmaz: Kesinlikle. İkinci önemli nokta, uluslararası sözleşmelerin anayasaya aykırılığının öne sürülemiyor olmasıdır.

Didem Tekeli: Bu neden önemliydi?

Cansu Korkmaz: Anayasamızın 90. Maddesini okuyunca önemi ortaya çıkacak.

İdil Seda Ak: Yabancı devletlerle ve uluslararası kuruluşlarla yapılan andlaşmaların onaylanması ancak Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) onaylamayı bir kanunla uygun bulmasına bağlı, bunu biliyoruz. 90. Maddenin son paragrafı şöyle diyor: “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz”.

Cansu Korkmaz: Bu paragrafa 2004 yılında ek yapıldı. Yapılan değişikliğe göre, “usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda, milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır”.

Didem Tekeli: Hah! tam da bu son dediğin değil mi? Örneğin 2007’de imzalanmış ve 2009’da onaylanmış olan Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına dair Sözleşme‘yi (EHS) ele alalım. Bu sözleşmenin anayasada yer alan kanunlarla çatışması durumunda EHS hükümleri dikkate alınacak. Anayasanın 90. Maddesine göre durum bu, öyle değil mi?

Cansu Korkmaz: Doğru. Ayrıca, bu sözleşmenin anayasamıza aykırı olduğunu iddia ederek Anayasa Mahkemesi’ne gidemeyiz.

İdil Seda Ak: Harika. Çünkü ben EHS’nin 29. Maddesine baktığımda şöyle dediğini görüyorum…

Cansu Korkmaz: Siyasal, dolayısıyla toplumsal hayata da katılımdan söz eden maddeyi diyorsun.

Didem Tekeli: Evet.

İdil Seda Ak: Evet. Madde, sözleşmenin genel yaklaşımı ve ilkesinden sapmıyor ve engelli bireylerin toplumdaki öbür bireylerle eşit koşullar altında siyasi haklarını kullanmasının güvence altına alınması gerektiğini söylüyor.

Cansu Korkmaz: Bunun için gerekli her türlü desteğin verilmesi, güvencenin sağlanmasını istiyor.

Didem Tekeli: EHS’de 29. Madde, aynı sözleşmenin 12. Maddesinin gereğini de yerine getiriyor aslında. Böyle diyebiliriz.

Cansu Korkmaz: Haklısın. Söz ettiğimiz 12. Maddenin ilk üç paragrafını tekrar okumak yararlı olacaktır.

İdil Seda Ak: Okuyayım. Diyor ki, sözleşmeye taraf devletler engelli bireylerin bulundukları her yerde birey olarak tanınma hakkına sahip olduklarını yeniden onaylar. Taraf Devletler engellilerin tüm yaşam alanlarında diğer bireylerle eşit koşullar altında hukuki ehliyete sahip olduğunu kabul eder. Taraf Devletler engelli bireylerin hak ehliyetlerini kullanırken gereksinim duyabilecekleri desteği alabilmeleri için uygun tedbirleri alır.

Didem Tekeli: Sözleşme, “yasa önünde eşit tanınma” ilkesini böyle ortaya koyuyor.

İdil Seda Ak: Elimizde hiç bir şey olmasa EHS var. EHS hukukumuza uygun olarak kabul edilmiş ve Anayasamıza aykırı olduğu iddia edilemez. Sırtımız yere gelmez bizim bu durumda!

Didem Tekeli: Temel sorumuzu hatırlatıyorum: Türkiye’de herkes, her bir vatandaş seçme hakkına sahip mi? Zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireyler açısından sorunun cevabını vermeye çalışıyoruz.

Cansu Korkmaz: Cevabı ararken Anayasamızda hatırlamamız gereken bir kaç başka madde daha var. Bu maddeler hepimizin eşit bireyler olduğunu garanti altına alıyor.

İdil Seda Ak: Hatırlatır mısın Cansu?

 

IMG_0399

Cansu Korkmaz: Öncelikle, Anayasamızın 10. Maddesini okumak gerek. Bu madde, bizim hukuk sistemimizin “Kanun Önünde Eşitlik”i nasıl tanımladığını yazar. Bence bu maddeye ek olarak, temel hak ve hürriyetlerin niteliğini çizen Anayasamızın 12. Maddesini ve hatta düşünce ve inanç özgürlüğünü dile getiren 25. Maddeyi de hatırlamak gerekir.

İdil Seda Ak: Oy verirken tam da bunu yapıyoruz aslında. Düşüncemizi, inancımızı belli ediyoruz.

Didem Tekeli: Anayasamızda siyasi haklar ve ödevler altında yer alan iki madde var. Biri Madde 67, seçme, seçilme ve siyasi faaliyette bulunma haklarından söz ediyor. Öbürü Madde 68, parti kurma, partilere girme, partilerden ayrılmaya dair.

Cansu Korkmaz: Şu ana dek saydığımız maddelerin hiç birinde zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireyleri dışta bırakan bir düzenleme görmüyoruz.

İdil Seda Ak: Çok memnunum. Aradığımız cevap: Evet, Türkiye’de zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireyler de, herkes gibi, seçme hakkına sahiptir.

Didem Tekeli: Anayasanın adını geçirdiğimiz maddeleri dışında, bir de sırtımızı yaslayabileceğimiz, zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireylerin seçme hakkını garanti altına alan uluslararası sözleşmeler var. Örneğin; EHS.

İdil Seda Ak: İstisnasız herkesin seçme hakkı olduğunu söyleyen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatını da unutmayalım. Örneğin Kiss – Macaristan kararında AİHM seçme hakkının yalnızca bir grup kişi tarafından kullanılacak bir imtiyaz gibi algılanamayacağını dile getirmiştir. 21. yüzyılda demokratik bir devletin kapsayıcı bir yaklaşımda olması gerektiğinin altını çizmiştir.

Didem Tekeli: Öyleyse gerçekten aradığımız cevabı bulduk. Üstelik ne güzel bir cevap bulduk.

IMG_0375

Cansu Korkmaz: Seçme değil ama seçilme hakkına dair anayasamızda zihinsel ve psiko-sosyal engellilerin hakkını kısıtlayan bir madde var.

İdil Seda Ak: Milletvekili olarak seçilmek?

Cansu Korkmaz: Evet.

Didem Tekeli: Anayasamızın 76. Maddesi, “seçilme yeterliliği”nden söz ediyor.

Cansu Korkmaz: Evet. Bu maddede “kısıtlılar” diye bir grup vatandaştan söz ediyor.

İdil Seda Ak: Kısıtlılar?

IMG_0373

 

KISITLILAR!

Didem Tekeli: Kısıtlılar? Söz ettiğimiz kişiler, Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanun’un (Kanun No. 298) 8. Maddesinde de gözüme çarpan “kısıtlılar” mı?

Cansu Korkmaz: Evet! Tam üstüne bastın!

İdil Seda Ak: Ne diyor 298 No.lu kanunun 8. Maddesi?

Cansu Korkmaz: Madde seçmen olamayanları belirtir. Kamu hizmetinden yasaklı olanlar seçmen olamıyor Türkiye’de. Adı geçen vatandaşlara ek olarak, “kısıtlı olanlar” da seçmen değiller

Didem Tekeli: Hiç bir biçimde seçim hakları yok mu demek istiyorsun. Zaten söz ettiğimiz maddenin başlığı “Seçmen, Oy Hakkını Kullanamayanlar ve Seçmen Olmayanlar”?

Cansu Korkmaz: Öyle diyorum. Kısıtlıların seçme hakkı yok. Seçilme hakları hiç yok!

İdil Seda Ak: Yani bir grup insan, en temel demokratik haklarımızdan birine, seçme hakkına sahip değil.

Didem Tekeli: Hakkı kullanamamaktan söz etmiyoruz, baştan bu hakka sahip değiller!

Cansu Korkmaz: Sormamız gereken bir başka önemli soru ortaya çıktı: Kim bu adı geçen “kısıtlılar”?

İdil Seda Ak: Türk Medeni Kanunu açıp bakmamız gerekecek diye düşünüyorum.

Didem Tekeli: Neden?

Cansu Korkmaz: Çünkü 4721 sayılı Medeni Kanun’umuzun ikinci ayırımı “vesayet gerektiren haller“den söz eder ve bu başlık altında “kısıtlama” adıyla bir bölüm yer almaktadır.

IMG_0393

İdil Seda Ak: Açıp baktım hemen, 405. Madde “akıl zayıflığı” veya “akıl hastalığından” söz ediyor.

Didem Tekeli: Ergin olan birey, “akıl zayıflığı” veya “akıl hastalığı” nedeniyle işlevini göremiyorsa,

Cansu Kormaz: Veya korunması ve bakımı için sürekli yardım gerekiyorsa,

İdil Seda Ak: veya başkalarının güvenliğini tehlikeye sokuyorsa, kısıtlanır, deniyor.

Cansu Korkmaz: Ergin birey, yani hukukumuza göre on sekiz yaşını doldurmuş herkes.

Didem Tekeli: Öyleyse, hukuk sistemimizin her hangi bir noktasında “kısıtlı” kavramıyla karşılaşırsak, burada Medeni Kanun’un 405. Maddesindeki tanıma gönderme yaptığını bileceğiz.

İdil Seda Ak: Evet.

Cansu Korkmaz: Hatırlarsanız 298 sayılı Kanun’un 8. Maddesi de, “kısıtlılar”, diyordu.

İdil Seda Ak: O zaman Medeni Kanun’da belirtildiği gibi, “akıl zayıflığı” veya “akıl hastalığı” nedeniyle vesayet altına alınmış bireyler seçmen olamıyor.

Didem Tekeli: Anladığım doğruysa, vesayet altında alınması uygun bulunan zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireyler seçmen olamazlar.

Cansu Korkmaz: Bu hem Anayasamıza, hem de tarafı olduğumuz uluslararası insan hakları sözleşmelerine ters bir durum.

İdil Seda Ak: Öbür tüm uluslararası insan hakları mekanizmalarını bir yana bırakalım, EHS’nin 29. maddesine ters.

Didem Tekeli: EHS‘nin temelini oluşturan madde 12. madde, yani yasalar önünde eşit olmak maddesi. Yasa önünde eşitlik ilkesi de Sözleşmenin ruhu. Öyleyse, şu konuştuklarımız EHS‘nin ruhuna ters, diyebiliriz.

Cansu Korkmaz: Belki EHS yasa önünde eşit olmak deyince ne demek istiyor, onu daha ayrıntılı düşünmeliyiz.

İdil Seda Ak: Durun, EHS’nin 12. Maddesini hatırlamamız gerekir.

Didem Tekeli: Hukuki ehliyet kavramı, insan olarak doğmuş herkesin, insan olmaktan kaynaklanan hakları olduğunu ve bu hakları kullanma hakkı olduğunu söyler, doğru muyum?

İdil Seda Ak: Doğru söylüyorsun. Bu noktada EHS‘yi hazırlayan uzmanlar arasında engelli bireyler olduğunu unutmayalım. Bireyler kendi hakları ve hayatlarına dair söz aldılar, çok önemli.

Cansu Korkmaz: Haklısın. Engelli bireyler kendi adlarına konuştular, konuşmaya devam ediyorlar.

Didem Tekeli: Engelli bireyler EHS ile şunun altını bir defa daha çizdiler: hiç bir bireyin ‘akıl kapasitesi’, onun hukuki ehliyetini kısıtlanması için neden olamaz. Hiç bir bireyin hukuki ehliyeti kısıtlanamaz.

İdil Seda Ak: Hukuki ehliyet ile akıl kapasitemiz arasında doğru orantılı bir ilişki yok.

Cansu Korkmaz: ‘Akıl kapasitesi’ ne demek, söz edilen kapasite nasıl ve kimin tarafından ölçülebilir konusu daha uzun konuşmayı hak ediyor. Biz temel sorumuza geri dönersek, aklı zayıf veya yetersiz diye hiç kimseyi seçme hakkından mahrum bırakamayız. Bunu ortaya net biçimde koymalıyız.

Didem Tekeli: Zihinsel veya psiko-sosyal engeli olan bireyler seçmen olabilmeli.

İdil Seda Ak: Ve seçme haklarını kullanabilmeliler. Bu hakkı kullanırken karşılaştıkları engellerin ortadan kaldırılması için kapsayıcı çözümler bulmaya odaklanılmalıdır.

FİİL EHLİYETİ, HUKUKİ EHLİYET

Didem Tekeli: Hakkın nasıl kullanılmasına gelmeden merak ettiğim bir şey var. Hukuki ehliyet kavramına neden şu dakikaya dek okuduğumuz ulusal mevzuatta denk gelmedik?

Cansu Korkmaz: Cevap yine Medeni Kanunumuzda!

İdil Seda Ak: Dur ben söyleyeyim. cevap Medeni kanunun 8. ve 9. Maddelerinde saklı değil mi?

Cansu Korkmaz: Evet!

Didem Tekeli: Çünkü hukuk sistemimizde, “hukuki ehliyet” diye bir kavram yok. Bunun yerine yerine “hak ehliyeti” ve “fiil ehliyeti” diye iki kavram var.

IMG_0394

Cansu Korkmaz: Medeni Kanunun Madde 8’i, hak ve borçlara ehil olma ehliyetini anlatırken,Madde 9, kendi fiilleriyle hak ve borç altına girebilme ehliyetini anlatır.

İdil Seda Ak: Fiil ehliyetine sahip olmak için, yani hakkını kullanma ehliyetine sahip olman için Medeni Kanunumuz ‘ayırt etme gücü‘nü şart kılıyor.

Cansu Korkmaz: Didem bu senin biraz önce ‘akıl kapasitesi’ dediğin şeyin ta kendi!

Didem Tekeli: Ayırt etme gücü! Oysa hepimizin ayırt edemediği ne çok şey var.

İdil Seda Ak: Sonuç olarak Medeni kanunumuz, akıl ve iradenin birey olmanın iki şartı olduğunu söylüyor. Aksi halde ne hak sahibi olabiliyor kişi, ne de hakkını kullanabiliyor.

Cansu Korkmaz: ‘Akıl hastalığı’ ve ‘akıl zayıflığı’nın bireyin akıl ve iradesini önemli derecede etkilemesi gerektiğini, bu durumlarda ayırt etme gücünün olmadığını, söylüyor tam olarak.

İdil Seda Ak: Akıllı olmak, ne muğlak bir kavram!

Cansu Korkmaz: Hukuk bazen dışlayıcı olabiliyor.

Didem Tekeli: Oysa hukuk değişiyor Cansu. Örneğin 1961 yılında kaleme alınmış ve insan haklarını korumaya yönelik bir uluslararası sözleşmeyle, imzaya 2007’de açılan EHS arasında büyük farklar var.

İdil Seda Ak: Evet, ve bu sistemi değiştirmek için çalışanlar arasında yine hukukçular var.

Cansu Korkmaz: Neden böyle dedin?

İdil Seda Ak: EHS‘nin ortaya çıkmasını sağlayan ekip içerisinde çok sayıda hukukçu var. Ben onların yeni ve yenilikçi bir başka hukuk düzeni hayal etmelerini çok ilham verici buluyorum.

Didem Tekeli: Ben de heyecanlanıyorum buna. Cansu, sen de bir hukukçusun, ve işte bunları konuşabiliyoruz.

Cansu Korkmaz: Çünkü engelli bireylerin gerçek anlamda toplumun içinde olması gerekli ve hukuk bunun temeli. Ben hala hukuk ve sosyal hayatın engelleyici olarak değil, birleştirici olarak herkesi kucaklaması gerektiğini savunuyorum. Bu bizim hukukumuza göre zor gözüküyor, ancak imkansız değil. EHS‘nin yazım aşamasında görev almış hukukçu hocalarımızla bu konuları konuştukça şu dediklerinizi daha iyi anlıyorum.

Didem Tekeli: Şöyle bir sonuca da varıyorum: hukuki ehliyet diye Türkçeleştirmeye çalıştığımız kavramı belki de Türkçeleştiremiyoruz çünkü bu kavram hukuk sistemimizde yok. Dolayısıyla hukuki ehliyet etrafında oluşacak bir kültür, bir anlayış ve bunu takip edecek iradeden uzağız.

İdil Seda Ak: Bu noktada sorumuzu yeniden sorayım: Türkiye’de zihinsel ve psiko-sosyal engelli bireylerin seçme hakkı var mı? Sorunun ve cevabının yeniden, bizim konuştuklarımız çerçevesinde düşünülmesini istiyorum.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

“HATA YAPABİLME ÖZGÜRLÜĞÜ” GAME OF THRONES

18 Mayıs 2015

thrones_2524209b

Hayranları tarafından uzun zamandır beklenen Game Of Thrones’un beşinci sezonunun yayınlanan ilk bölümünde, #righttoact referansını fark eden var mı!? ABD televizyonunun yıldız dizisinde Mance Rayder karakterinin (henüz izlemeyenler dikkat! Dizi hakkında bilgi içerir) ölüme giden yolda savurduğu sözler, BM Engelli Bireylerin Haklarına dair Sözleşme’nin (EHS) 12. Maddesine harika bir vurgu yapıyor:

Kendi hatalarımı yapabilmek, her zaman istediğim tek şey”, Mance Rayder

Yaşam tercihleri ve hayatlarına dair aldıkları kararlar, başkaları tarafından “mantıksız” veya “anlamsız” olarak nitelendirilebilen engelli bireyler için bu cümlenin önemini bir düşünün. Bu cümleyi kurabilmek gerçekten büyük bir özgürlük.

George R. R. Martin’e, PERSON kampanyasına destek olmak adına bu cümleyi dizinin bir parçası yaptığı için içten teşekkürlerimizi sunarız. Dizide yer alan bu mesaj, on milyonlarca izleyiciye ulaşarak bugüne dek gerçekleştirdiğimiz en başarılı halkla ilişkiler kampanyası olmuş olabilir. Bir dakika, yoksa biz mi yanlış anlıyoruz!?

İşin espirisi bir yana, yüzlerce, binlerce engelli birey, kendi hatalarını yapabilme özgürlüğünden mahrum bırakılmaktadır. Engelli bireylerin korunmasını yanlış kurgulayan politikalar ve mekanizmalar, bireylerin karar verme haklarını ellerinden almaktadır. Yasalar koruma adı altında kişilerin özerklik hakkını çiğnemektedirler. Engelli bireyler korunma ve destek alma hakları sağlanırken karar alma haklarından, özgürlüklerinden vazgeçmemeli!

Söz ettiğimiz insan hakkı ihlalleri yalnızca basit, gündelik karar alma hakkını değil, bireylerin hayatları boyunca kendi kararlarını verebilme haklarının engellenmesine neden olmaktadır.

Engelli bireylerin herkesle eşit hakları vardır. Engelli bireylerin de herkes gibi hayalleri ve arzuları vardır.

Engelli bireylerin hakkı olan, hayal ve arzuları olan bir özne olarak görülmediği sistemlerde, yalnızca birer bakım ve tedavi nesnesi olarak görüldükleri yerlerde, insan hakları ihlali olduğunu söyleyelim.

Bu yazıyı okuduysanız, lütfen blogda yer alan bildiriyi imzalayınız. Sesimizi duyurmak için paylaşınız ve kampanyamız hakkında daha fazlasını öğreniniz!

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi’nden Destek

13 Mayıs 2015

Ekim 2014 tarihinden başlamak üzere, Bağımsız Yaşam Avrupa Ağı (European Network of Independent Living, ENIL), RUSİHAK ve Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi (Centre for Independent Living Sofia, CIL-Sofia) ortaklığında on beş aylık bir proje başlattı. Proje Türkiye’de bağımsız yaşam hakkının bilinmesini hedefliyor. Bağımsız Yaşam Ağı Projesi (The Independent Living Network Project, ILNET), sivil Toplum Diyaloğu kapsamında AB ve Türkiye Devleti tarafından desteklenmektedir. ILNET, hangi tipte ve düzeyde engele sahip olduğuna bakmaksızın tüm engelli bireyleri, engelli bireylerin örgütlenmelerini, politika yapıcıları, öbür tüm insan hakları örgütlerini ve medyayı hedeflemektedir.

ILNET projesi Türkiye’deki engelli bireylerin “bağımsız yaşam” hareketini tanımalarını ve bu uğurda savunu yapmalarını hedeflemektedir. Bu amaç için ENIL ve CIL-Sofya’nın başta olmak üzere Avrupa’daki deneyimi öğrenmelerini, iyi örnekleri bilmelerini amaçlamaktadır. Bu amaca ulaşabilmek için Proje 6-10 Nisan tarihlerinde Sofya’ya bir çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Türkiyeden sekiz engelli hakları aktivisti ziyarete katıldı, Bulgaristan’ın öz savunucuları ve etkili örgütleriyle, örneğin Bulgaristan Kar Amacı Gütmeyen Hukuk Merkezi ile tanıştı.

Lütfen aşağıdaki fotoğraflara göz atın ve Bulgar ve Türk aktivistlerin PERSON Ağının Right to Act Kampanyası’nı destekledikleri için duyduğumuz gurur ve mutluluğa ortak olun.

Screen Shot 2015-05-11 at 12.46.18

 

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

PERSON-BİREY Ağı ve RUSİHAK “Bir Arada Film İzlemek Mümkün” Diyor

11 Mayıs 2015

IMG_0346

Başkentimizde, 21-26 Nisan 2015 tarihleri arasında benzersiz bir film festivali gerçekleştirildi: Ankara Engelsiz Filmler Festivali. Kültür operatörü Puruli Kültür Sanat, herkesin kültürel hayata girme hakkı olduğuna inanan bir ekiple bu yıl festivalin üçüncüsünü gerçekleştirdi. “Bir Arada Film İzlemek Mümkün” mottosuyla yola çıkıyor ve bu amaca uygun olarak engelli bireylerin rahatlıkla film izlemesine olanak veren gösterimlerle festivali düzenliyorlar. Festivalde yer alan tüm filmler sesli betimleme, işaret dili ve ayrıntılı alt yazılar eşliğinde gösteriliyor. Filmlerin gösterildiği salonların fiziksel erişime uygun olmasına özellikle dikkat edilmiş durumda. Bu yıl ilk defa “Otizm Dostu Gösterim” yapan festival, ışıkları kısıp, ses seviyesini düşürerek film izlemeye gelen otizmli bireylerin rahatlığını düşünüyor.

Ankara Engelsiz Filmler Festivali dünya ve Türkiye sinemasının hem klasiklerini hem de en yeni örneklerini izleyiciyle buluşturuyor. Gösterimlere eşlik eden çalıştaylar, film ekipleriyle yapılan söyleşiler, bu benzersiz festivali daha da özel kılıyor. Tüm etkinliklerin, açılış ve ödül galalarının sesli betimleme ve işaret diliyle destekleniyor olmasını festival komitesi gururla dile getiriyor. Bütün bunların yanında festivalde yer alan film gösterimlerinin ve tüm tamamlayıcı etkinliklerin erişim kolaylığı sağlayan önemli bir başka özelliği daha var, ücretsiz olmaları!

PERSON-BİREY Ağı olarak gerçekleştirmekte olduğumuz “RighttoAct” kampanyamız, Ankara Engelsiz Filmler Festivalinde yer aldı. PERSON-BİREY Ağı’nın bir parçası olarak RUSİHAK, uluslararası insan hakları hukuku kapsamında herkesin yasa önünde eşit oluşunu vurgulayan ve bu hakkın Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. Maddesi altında bir defa daha güvence altına alınmış olduğunu hatırlatan bir kısa video hazırladı. İlk kampanya videomuzla 12. Maddenin can alıcı paragraflarından birisinin altını çizerek temel bir mesaj vermek istiyoruz: Engelli bireyler hukuki ehliyete sahiptir ve herkesle eşit biçimde bu hakkı kullanabilmelidir. Söz ettiğimiz mesajın ne demek olduğunu, hayatımızda ne gibi etkileri olduğunu Haziran sonuna dek, kampanya kapsamında dile getirmeyi amaçlıyoruz. Festival’de her gösterim öncesi ekranda dönen video, bu amaç adına attığımız adımlardan yalnızca biri.

Videomuzu şu bağlantıdan izleyebilirsiniz.

Ankara Engelsiz Filmler Festivali hakkında daha fazla bilgi için lütfen şu siteyi ziyaret edin: http://www.engelsizfestival.com/tr

Twitter: @engelsizff

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

Mart P2P Konferansı’ndan #RıghtToAct Kampanyasına Destek

8 Mayıs 2015

 

Screen Shot 2015-05-07 at 14.30.32

AB Katılım Sürecinde Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Konferansı Kaos Gl Derneği ve İnsan Hakları Ortak Platformu ortaklığıyla TACSO Türkiye tarafından, Ankara’da 12-13 Mart 2015 tarihlerinde gerçekleştirildi. RUSİHAK konferansta, PERSON Ağının Right to Act kampanyası henüz başlamadan kampanyanın ne olduğunu katılımcılara tanıtma fırsatını buldu.

Elli sekiz sivil toplum örgütü ve kurum temsilcisi konferansa katılım gösterdi. On altı farklı sivil toplum örgütü veya kurumdan gelen kişilerin sunum yaptığı iki gün, AB Genişleme Bölgesinde Sivil Toplum Örgütlerini (STÖ) desteklemeyi amaçlayan TACSO Projesi’nin İnsandan İnsana Programı (P2P) bileşeni kapsamında düzenlendi. Konferansın amacı, ayrımcılıkla mücadele ve eşitlik konusunda STÖ’lerin farkındalığını artırmak, aday ülkelerde AB katılım sürecindeki STK savunuculuk çalışmalarını güçlendirmekti.

Konferansın ikinci günü olan 13 Mart tarihinde, PERSON Ağının RUSİHAK koordinatörü Didem Tekeli, BM Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme’nin (EHS) “Yasa Önünde Eşitlik”i tanımlayan 12. Maddesi üstüne bir sunum yaptı. Tekeli’nin sunumu EHS 12. Maddenin resmi çevirisinde “hukuki ehliyet” kavramının “hak ehliyeti” olarak yanlış biçimde çevrildiği bilgisiyle, yani anlamı daraltan bir çeviriyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğiyle başladı, ‘hukuki ehliyet’ teriminin ne demek olduğuyla devam etti ve 10 Nisan 2015 tarihinde başlayacak Right to Act kampanyasından söz ederek son buldu.

Sunum sonrası AB Katılım Sürecinde Ayrımcılıkla Mücadele ve Eşitlik Konferansı katılımcılarından bir grup hem kampanyanın bildirisini imzaladılar, hem de fotoğraflarıyla kampanyaya, kampanyanın amacına destek vermiş oldular.

Kişiler:

1 Hüseyin Fırat Mavigök İnsan Hakları Derneği Mersin Şubesi // Human Rights Association Mersin Branch 13.3.2015
2 Janset Bay ÖZGEDER – Özgürlüğünden Yoksun Gençlerle Dayanışma Derneği //Association for Solidarity with Freedom-Deprived Juvenile 13.3.2015
3 Özge Çaman Halk Sağlığı Uzmanları Derneği //Public Health Experts Association 13.3.2015
4 Ayşe Görür Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği//Association for Improving Social and Cultural Life 13.3.2015
5 Ayça Bulut Bican TACSO Türkiye 13.3.2015
6 Zübeyde Ozanözü Anadolu Kadın, Eğitim, Kültür, Sanat ve Dayanışma Derneği //Anatolia Education, Culture and Art Association 13.3.2015
7 Olga Özer İştar Kadın Merkezi // İştar Women’s Centre 13.3.2015
8 Selahattin Güvenç Mersin Ayrımcılıkla Mücadele Platformu // Mersin Anti-Discrimination Platform 13.3.2015
9 Deniz Servantie İktisadi Kalkınma Vakfı // Economic Development Foundation 13.3.2015
10 Ezgi Yaman ÇTCS Ağı //Network Against Commercial Sexual Exploitation of Children 13.3.2015

Kurum:

Sosyal Kültürel Yaşamı Geliştirme Derneği // Association for Improving Social and Cultural Life

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.
person logo

RIGHT TO ACT Kampanyası

7 Mayıs 2015

RTA logo-page-0

Engelli Bireylerin İnsan Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. Maddesini referans alarak her alanda eşitlik talebiyle yola çıktığımız kampanyamız, #RightToAct sloganıyla 10 Nisan 2015 tarihinde başladı! Kampanyayı ana bloğundan takip edebilir, PERSON ortaklığında bir araya gelmiş çeşitli Balkan ülkelerinin haberlerine bu linkten ulaşabilirsiniz.

http://righttoactcampaign.com/

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo

 

Kurallar ve Yasaların Herkes İçin Eşit Olmasını Sağlamak Üzere Devletlerin Atabileceği Basit Adımlar Var!

5 Mayıs 2015

PERSON projesinin amacı, kuralları ve yasaları, engelli bireylerin hayatlarının her alanında karar verme hakkına sahip olmasını sağlayacak şekilde iyileştirmektir.

Ayrıntılı bilgi edinmek için web sitesini ziyaret edebilirsiniz:

www.eu-person.com

Aşağıdaki on madde, kurallar ve yasaların herkes için eşit olmasını sağlamak üzere ülkelerin atabileceği basit adımları açıklıyor.

Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme, engelli bireylerin herkesle eşit haklara sahip olmasını sağlamak için ülkelerin yapması gerekenlere dair bir mutabakattır.

Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme’nin 12. Maddesi şöyle diyor:

Engelli bireyler, kendi kararlarını verme ve yasalar karşısında diğer yurttaşlarla eşit muamele görme hakkına sahiptir. Engelli bireylerin karar vermek için ihtiyaç duyduğu desteğe erişimini sağlamak, hükümetlerin sorumluluğudur.

Hukuki ehliyet, hukuken kabul edilen kararlar verme ve anlaşmalar yapma yetkisine sahip olmak demektir.

Örneğin evlenme, ev alma, banka hesabı açma ve ameliyat olma hakları.

Engelli çocuklara karar verme becerilerini geliştirmek için destek sağlanmalıdır.

1. Hükümetler, vekâleten karar vermeye izin veren tüm yasaları değiştirmelidir.

Vekâleten karar verme, bir başkasının yerine karar vermesi için bir kişiye yasal yetki verilmesi demektir.

2. Bir testin sonucuna göre bireyin karar verme hakkının elinden alınması uygulamasına son verilmelidir.

Çoğu ülkede, engelinden ötürü karar verme yetisinin bulunmadığı düşünüldüğünde o kişinin karar verme hakkı elinden alınabilir. Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme ise bunun yanlış bir uygulama olduğunu söylüyor.

3. Bireyin iletişim kurma biçimi karar verme hakkını etkilememelidir.

Herkes farklı bir şekilde iletişim kurar.

Mesela kişinin işaret dili, beden dili ya da farklı iletişim araçları ile iletişim kurması, karar verme hakkının elinden alınmasına neden olmamalıdır.

4. Bireyin desteğe ihtiyaç duyması, karar verme hakkının elinden alınmasına neden olamaz.

Kişi karar vermek için desteğe ihtiyaç duyuyorsa ve destek mevcut değilse kişinin karar verme hakkı

elinden alınmamalıdır.

5. Bireyin karar vermek için ihtiyaç duyduğu destek hukuken tanınmalıdır.

Kişiler karar vermek için çok sayıda farklı desteğe ihtiyaç duyabilir.

Örneğin:

  • Bilginin kolay anlaşılır hale getirilmesi
  • Kişiye karar vermesi için yeterince zaman tanınması
  • Güvendiği bir kişinin desteği
  • Bağımsız bir savunucunun desteği

6. Karar verme konusunda yardıma ihtiyaç duyması bireyin diğer insan haklarını etkilememelidir.

Kişi ne tür bir destekten yararlanırsa yararlansın, bu, o kişinin diğer temel insan haklarını kullanmasına engel olmamalıdır.

Bireyin temel insan haklarının bazıları:

  • Evlenmek
  • Çocuk sahibi olmak
  • Oy kullanmak
  • Nerede yaşayacağına karar vermek

7. Destek sağlayan kişi, engelli bireyin isteklerini dikkate almalıdır.

Destek sağlayanlar, kendilerine göre en iyi olanı seçmektense engelli bireyin isteklerine göre hareket etmelidir.

8. Bireyin istediği anda desteği reddetme ya da destek sürecine son verme hakkı olmalıdır.

Herkes destek almak istemeyebilir. Birey artık desteğe ihtiyacı olmadığına karar verirse bu kararına saygı duyulmalıdır.

9. Karar vermede sağlanan destekler kontrol edilmelidir.

Bu, bireyin isteklerinin gözetilmesini sağlar.

Kontroller, engelli bireylerin karar verme hakkını kaybetmesini engeller.

10. Herkese karar verme konusunda bilgi ve seçenekler sağlanmalıdır.

Bireyler verdikleri kararlar ve kendi insan hakları hakkında bilgi sahibi olmalıdır. İstedikleri desteği alamayan bireyler nereye başvuracaklarını bilmelidir. Tüm destek sağlayanlar eğitilmelidir.

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo