Galway İrlanda’dan hepinize en iyi dileklerimizle!

7 Temmuz 2015

Unknown

İrlanda’da bulunan Galway Devlet Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi’ne bağlı Engelli Hukuku ve Politikası Araştırma Merkezi (NUIG-CDLP) PERSON – BİREY Ağı’nın liderliğini üstlenmiş durumda. Adı geçen araştırma merkezinin araştırmacısı ve PERSON-BİREY Ağı olarak gerçekleştirdiğimiz “Right to Act” kampanyasının başarısında büyük emeği olan, kampanyayı koordine etmiş olan Dr. Piers Gooding, bu hafta konuğumuz. Ruh sağlığı, engellilik ve insan hakları üstüne çalışan bir akademisyen olan Piers, PERSON-BİREY Ağı ve bu kapsamda adımlarımızdan söz etmeyi ihmal etmeden uluslararası insan hakları hukukunu değişmeye zorlayan EHS’yi kendi gördüğü biçimiyle bizlere anlattı. Fotoğrafta Piers’ı ve PERSON-BİREY Ağı’nın emekçisi Joanna Forde’u görebilirsiniz.

Piers’ın düşüncelerini zevkle paylaşıyoruz.

***

Zihinsel ve psiko-sosyal engellilerden daha fazla ötekileştirilen bir grubun varlığını düşünmek zor. Dünyanın her yerinde, zihinsel bir engelle doğmuş olmak veya zihinsel sıkıntılar yaşamaktan başka suçu olmayan yüz binlerce insanın kurumlara kapatıldığını düşünün. Hem zengin hem de yoksul ülkelerde aşağılayıcı, insan onuruna yakışmayan bir yaklaşımla verilen kamu hizmetini almaya çalışan ruh sağlığı krizi yaşayan insanları gözünüzün önüne getirin. Veya suçlu durumuna düşürülen, hapsedilen ya da daha kötüsüyle karşı karşıya kalan yüzlerce, binlerce ABD vatandaşını düşünün.

Şu anda bu baskıyla mücadele için en elverişli çerçeve uluslararası insan hakları hukuku.

Birleşmiş Milletler (BM) Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme (EHS), engelli bireylerin ve ailelerinin gündelik yaşamlarında izi olan köklü sorunlar ışığında şekillendi. Bu açıdan EHS benzersiz bir sözleşme çünkü öbür BM insan hakları sözleşmelerinde karşılaştığımız gibi ezilenlerin gündelik mücadelelerinden ve problemlerinden uzaklaşmamış. EHS, tüm dünyada hukuk ve siyaseti etkileyen engelli aktivistlerine ve değişime katkı sağlamaya çalışan bireylere, gündeme getirdikleri yeniliklerin gerçekleşmesi için farklı yollar öneriyor.

Bu noktada EHS’yle ilgili bir riskin varlığını belirtmek faydalı olur. Hak savunucuları, engelli bireylerin yaşamını iyileştirmek için oluşmuş siyasi ilgiyi, niyeti, hukuk alanına kaydırabilir. Siyasal değişimi mahkeme salonlarında aramak, sahada faaliyet gösteren aktif vatandaşları yıpratabilir ve dolayısıyla harekete geçme adına yapılan çağrıları zayıflatabilir. Bununla birlikte, başarılı bir hukuki ehliyet yasası reformu büyük hedefe doğru stratejik bir kazanım olabilir. Bahsedilen kazanım, insanların dava açma haklarının ve aldıkları kararları ifade etme haklarının kabul edilmesini ve kararlarına saygı duyulması gerektiği anlayışını yerleştirmeyi sağlayabilir. Örneğin annelerin psikiyatrik teşhisine dayanılarak çocuklarından ayrı tutulmasının önüne geçilebilir. Kapalı bir kurumun yöneticisinin tanımadığı kişiye “yasal vasi” olması ve böylece o bireyin isteklerini hiçe sayması sonlanabilir.

Saydıklarım, hukuki ehliyet yasasında reform yapılması ihtiyacının karşılandığı takdirde ne gibi etkileyici sonuçlar doğurabileceğine dair verilebilecek bir kaç örnekti.

EHS’nin benzersiz özelliklerinden bir başkası, engeli olan bireyleri, kendi seslerini yükseltmeye çağırmasıdır. Bu bana etkileyici bir filozof olan Michel Foucault’nun fikirlerini hatırlatıyor. Foucault bizi, “boyun eğdirilmiş bilgiyi gün yüzüne çıkarmaya,” yani toplumdaki iktidarı eşitlemenin bir yolu olarak ezilenlerin sesini dinlemeye çağırır. Engellilik bağlamında söz edilen, ruh sağlığı sıkıntıları ve zihinsel engel yaşayan kişilerin sesinin güçlendirilmesidir.

PERSON ortaklığı yalnızca engeli olan bireylerin sesi ve tercihlerini duyuracak şekilde hukuk ve siyaseti stratejik olarak reforme etmeyi amaçlamıyor. Ortaklığımız aynı zamanda, hukuki ehliyete dair yasal ve siyasal reformu yerel ve ulusal düzeyde savunmak adına çalışan sivil toplum örgütlerinin (STÖ) kapasitelerini artırmayı amaçlıyor. Sözünü ettiğim STÖ’lerden biri de RUSİHAK.

EHS’nin 12. Maddesi üstüne düzenlenen bu kampanya hem Türkiye’deki engelli bireylerin yasa önünde eşit olabilmesi için gerekli stratejik yasal reformun gerçekleşmesini sağlamayı hedefliyor, hem de deneyimlerine dayanarak düşüncelerini, isteklerini yüksek sesle dile getiren bireylerin duyulabilmesini sağlayarak farkındalık yaratmayı amaçlıyor. Bu özelliğiyle “ben bireyim, karar benim,” diyen kampanyanın müthiş bir bileşim olduğunu söyleyebiliriz. Dile getirdiğimiz iki cephede aynı anda yaşanacak değişimin, Türkiye’de veya farklı yerlerde yaşayan engelli bireyler için net, somut faydaları olacaktır. İrlanda Galway Devlet Üniversitesi, Engelli Hukuku ve Siyaseti Merkezi ekibi olarak EHS’nin 12. maddesi üstüne çalışan dostlarla dayanışma içinde olmaktan gurur duyuyoruz. Galway İrlanda’dan hepinize en iyi dileklerimizle!

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo