“İnsan çaresiz, kurban değildir” MDAC

26 Ocak 2016

Duysal, ruhsal veya öğrenme farklılıklarımızın aramızda var olan eşitliği bozmadığı, her birimizin onurlu ve bağımsız olarak yaşayabildiği bir hayatı, böyle bir hayatın var olduğu dünyayı isteyen MDAC’ı (Mental Disability Advocacy Centre) tanıyor musunuz?

MDAC, zihinsel ve psiko-sosyal engeli olan yetişkin ve çocukların insan haklarını gerçek anlamda kullanması adına savunu çalışmaları yapıyor. Ayrıca engeli olan bireyin güçlenmesi, örgütlerinin kapasitelerinin artması için çalışıyor. Araştırma ve izleme yaparak, stratejik öneme sahip davalarda taraf olarak amaçlarına ulaşmaya çalışan bir örgüt MDAC. Özellikle aktif olduğu saha Avrupa. Bunun yanı sıra Afrika ve Hindistan’da çalışmaları bulunuyor.

İlk öğrendiğimiz gerçeklerden biridir: insan sosyal bir varlıktır. Hayatımızda olmasını istediğimiz kişilerden destek görmek, ihtiyaç duyduğumuz önemli şeylerden bir tanesi.

İhtiyacımız olduğunda bizim seçtiğimiz kişi veya kurumdan gelen, istediğimiz biçimde şekillenen destek olmadan yaşamak mümkün olmazdı. Rusya Federasyonu’nda yaşayan İrina Delova için durum bundan farklı değildi. Kendisi için bir destek çemberi oluşturmuştu. Bu destekten faydalanarak kırk yılı aşkın süredir hayatına dair kararları kendisi alıyordu. Zihinsel engelinin bulunması, arzu duyduklarını bilmesine, tercihlerini yapmasına engel değildi elbette. Ne var ki yaşamakta olduğu bakım kurumu, 2007 yılında St Petersburg’da bir mahkemeye başvurdu ve zihinsel engeli nedeniyle Delova’nın karar alma hakkının elinden alınması talebinde bulundu. Mahkeme Delova’nın aldığı desteği görmezden geldi ve bakım kurumunun vasi olarak atanmasına karar verdi. Delova hayatına dair hiç bir kararı kendi alamamaya başladı. Cep harçlığını nasıl harcayacağından tutun, o gün ne biçimde eğlenip rahatlayacağına dek onun adına başkaları karar vermeye başladı. Vesayet kararına itiraz edildi, üst mahkemelere  başvuruldu. Gel gelelim, uzmanların yazdığı raporlara göre İrina Delova aldığı kararların anlamını kavrayacak durumda değildi. Mahkeme heyetleri yalnızca uzman raporlarını dikkate aldı. Delova’nın o güne dek bağımsız yaşayabilmiş olması önemli bulunmadı. Sonuçta İrina Delova, kendi hayatına dair  karar alma hakkını kaybetti.

Ancak Delova karar alma hakkını kaybetmenin ne demek olduğunu biliyor ve anlıyordu, böylece yardım için MDAC’a başvurdu.

MDAC, Rusya Federasyonu’nun vesayet yasalarını tanıyan bir örgüt. Bu deneyim ve bilgiyle Delova’nın Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne  (AİHM) başvurmasını sağladı. AİHM’e yapılan başvuru temel olarak Rusya Federasyonu’nun Delova’nın özel hayatına saygı duymadığı gerçeğine dayalı. Delova tam vesayet altına alındığı için hayatına dair hiç bir karar alamıyor. MDAC bunun Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS)  8. maddesini ihlal ettiği görüşünde (lütfen maddenin metni için yazının altını okuyunuz). Ayrıca, Rusya Federasyonu engeli nedeniyle Delova’yı vesayet altına aldığı için, ayrımcı bir eylemde bulunmuş oluyor. MDAC dava dosyasında bu noktayı da vurguluyor. Engelli bireyi engeli nedeniyle vesayet altına almak ayrımcılık. Dolayısıyla Rusya Federasyonu’nun imzalamış olduğu ve 2012 yılında onayladığı Birleşmiş Milletler Engelli Bireylerin Haklarına Dair Sözleşme (EHS) çiğnenmiş bulunuyor. Bir başka ifadeyle, Rusya Federasyonu yalnızca AİHS’yi değil, EHS’nin temel ilke ve maddelerini de ihlal etmiş oldu.

AİHM tarafından verilecek karar, Rusya Federasyonu’nda engeli nedeniyle vesayet altında olan üç yüz bin kişiyi etkileyecek. Hayatına dair söz sahibi olmayan ne çok insandan söz ediyoruz. Eğer İngilizce biliyorsanız, MDAC sayfasından Delova davasına dair daha fazla bilgiye ulaşabilirsiniz: http://www.mdac.info/en/news/woman-intellectual-disability-fights-her-autonomy-european-court

Sahi, Türkiye’de kaç engelli birey, engelliliği nedeniyle vesayet altında?

**

Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi aşağıdaki gibidir:

MADDE 8

Özel ve aile hayatına saygı hakkı

1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve yazışmasına saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

2. Bu hakkın kullanılmasına bir kamu makamının müdahalesi, ancak müdahalenin yasayla öngörülmüş ve demokratik bir toplumda ulusal güvenlik, kamu güvenliği, ülkenin ekonomik refahı, düzenin korunması, suç işlenmesinin önlenmesi, sağlığın veya ahlakın veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli bir tedbir olması durumunda söz konusu olabilir.

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo