“Sosyal hayatta kibirli, hukuksal yapıda düpedüz kaba ve adaletsiz!”

26 Haziran 2015

Avrupa Bağımsız Yaşam Ağı (ENIL), Sofya Bağımsız Yaşam Merkezi (CIL) ve Ruh Sağlığında İnsan Hakları Girişimi Derneği (RUSİHAK), Ekim 2014 tarihinden bu yana Bağımsız Yaşam Ağı (ILNET) Projesi’nin paydaşları olarak işbirliği içindeler. ILNET’in hedefi, Türkiye’de yaşayan engelli bireylerin Avrupa Bağımsız Yaşam Hareketi deneyiminden yararlanmasını sağlamak ve bağımsız yaşam üstüne var olan uluslararası mevzuatı, politikaları, iyi örnekleri öğrenerek topluma katkı vermesini teşvik etmektir. Çünkü diyoruz ki “Anladığımız, inandığımız değerleri savunuruz.” ILNET, Türkiye’nin engelli politikalarından doğrudan etkilenen bireyleri haklarının savunucusu olmaya çağırıyor.

RUSİHAK’ın ILNET Koordinatörü Sevgi Çiçek Hilton, kendini geliştirmeye açık genç engelli aktivistlerin katılacağı ve 29 Haziran – 2 Temmuz 2015 tarihlerinde İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral Kampüs’te gerçekleştirilecek olan Yaz Okulu’nun amacını anlatıyor. Bugün blogumuzun misafir yazarı, söz onun.

Sosyal hayatta kibirli, hukuksal yapıda düpedüz kaba ve adaletsiziz, diyerek sözüme başlamak istiyorum. Yazdığım blog ve benzeri mecralarda EHS’nin 12. maddesini, haklarımızı konuşan küçük bir grup olduğumuzu düşünüyorum bazen ve umutsuzluğa kapılıyorum. Sözünü ettiğimiz hukuki ehliyet kavramı aslında bütün toplumu ilgilendiriyor. Ve konu kesinlikle belirli bir gruba terkedilemeyecek kadar önemli. 29 Haziran – 2 Temmuz tarihleri arasında yapacağımız, ‘Bağımsız Yaşam Yaz Okulu’nun çıkış noktası tam da bu. “Bizler olmadan, bizim için asla” diyen gençlerle, Avrupa’dan engelli bireyleri, aktivistleri ve alandaki çok deneyimli uzmanları bir araya getiriyoruz.

EHS 12. madde istisnasız her insan yasa önünde eşittir diyor. Bunun itiraz noktası yoktur, “ama”sı, “fakat”ı yoktur diyor. EHS’yi okuyunca böyle ancak sokaktan itirazlar duyuyorum. İyi de, diyor ses, diyelim şizofreni teşhisi almış bir kişi, nasıl olacak da hayatına dair ‘sağlıklı karar’ alacak, diye soruyor ve daha soruyu sorarken hak ihlalleri başlıyor. Yine de soru soranı şu açıdan anlıyorum: Türkiye’de psiko-sosyal veya zihinsel engeli olan bireylerin hasta, karar verecek yetiye sahip olmayan, bilgisiz ve öğrenmesi mümkün olmayan kişiler olduğuna dair genel bir kabulümüz var. Böyle öğrenmişiz. Dolayısıyla söz konusu bireyler adına, onlara sormadan karar vermeyi kendimize hak görüyoruz. Bu kabulün üstünden düşünmek kolay ve bu kabulü devam ettirmek işimize geliyor. Başka ve özellikle olumlu örnekleri pek bilmiyoruz ve öğrenmeye de pek niyetli değiliz sanki. Dünyadaki örneklere baktığınızda, bireylerin kendi hayatlarına dair karar vermelerini sağlarken ihtiyaç duydukları desteğe, onların hakları, iradesi ve tercihlerine saygı göstererek, herhangi bir çıkar çatışması ve gereksiz etkiden bağımsız olarak güvence altına almanın mümkün olduğunu, zor ama mümkün olduğunu görüyoruz.

Ben her koşulda kendi haklarını savunan, öz-savunucu olmak için çabalayan bireyleri görünce onlarla gurur duyuyorum ve onlardan engelliye bakış açımızla ilgili yeni şeyler öğreniyorum. Şöyle ifadeler bana güç veriyor; “Bugün sabah kalktığımda ne giyeceğime, nereye gideceğime, kiminle buluşup, kime aşık olacağıma, kiminle evleneceğime, kime oy vereceğime sadece ben karar verebilirim. Kısaca, karar benim, iyiliğiniz biraz eksik olsun, siz önümüzdeki engelleri kaldırmaya bakın lütfen!”

İnsanları dinlemediğiniz, yok saydığınız ve tercihlerini ellerinden aldığınız her durumda o tercihlere dair duygularını da yok saymış oluyorsunuz, oysa insan önce duygusuyla insan olur.

EHS bireylerin ihtiyaç duydukları yardımları almaları için destek mekanizmalarının kurulmasını söylüyor. Bu önemli. Bireyler karar almada zorlandıklarında veya bu durumda olmadıklarını düşündüklerinde kendi isteklerine rağmen onların yüksek çıkarı için hareket edemeyiz. Öncelikle bizim tespit ettiğimiz yüksek çıkar onların hayatlarına dair istediklerine yönelik bir yarar sağlamıyor olabilir. Ben engelli bireylerin sürekli olarak ‘yaşadıkları kişisel bir trajedinin başkahramanı’ pozisyonunda tutulmalarına karşıyım. Hepimiz hayatımızın tek sahibiyiz, engelli veya değil, hepimiz!

Yaz Okulumuz’u heyecanla bekliyoruz. Çok önemli konular ve güzel konuklarımız olacak. Buradaki deneyimlerimizi ve öğrendiklerimizi daha sonra sizlerle de paylaşmak isteriz.

Bizimle ilgili daha fazla bilgi için: http://ilnet.enil.eu/tr/blog/

 

 

Görsel,  koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Görsel, koyu mavi üstüne 12 adet sarı yıldızın yuvarlak biçimde dizildiği Avrupa Birliği bayrağına aittir.

Okuduğunuz metin, Destek Reformlarının Garanti Altına Alınması için  Bölgesel Ortaklık (PERSON-BİREY) Projesi ürünüdür. PERSON-BİREY  Projesi, Avrupa Birliği Genişleme Genel Müdürlüğü tarafından bir Katılım Öncesi Yardım Aracı (IPA) olarak desteklenmektedir. Yazı içeriğinin sorumluluğu yalnızca PERSON-BİREY Projesi’ne aittir, hiç bir biçimde Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmaz.

 

person logo